“Bu saatte eve gelip bir de seni güler yüzle karşılamamızı mı bekliyorsun? Doğru mutfağa! Akşam yemeğini hazırla artık!” dedi, Zeynep’i tokatlayıp mutfağa sürdü

Hikâyeler
Bu utanç verici şiddet kabul edilemez.

Saat gece onu geçene kadar çalışmış, eve döndüğümde ise parasını benim ödediğim yuvanın eşimin ailesi tarafından talan edildiğini görmüştüm. Kocam yüzüme bir tokat indirip, “Senin bu evdeki vazifen bize hizmet etmek,” dedi. Ben tek kelime etmedim. Yalnızca avukatıma bir kayıt gönderdim ve ocağın üstüne bir tencere koydum. Kız kardeşi bütün olan biteni kimlerin anbean izlediğini fark ettiğinde, evin gerçek sahibinin kim olduğu meselesi birdenbire onların en küçük derdi hâline geldi.

BİRİNCİ KISIM

“Bu saatte eve gelip bir de seni güler yüzle karşılamamızı mı bekliyorsun? Doğru mutfağa! Akşam yemeğini hazırla artık!”

Zeynep daha kapı eşiğini doğru dürüst geçememişti ki eşi Murat kolundan sertçe kavradı ve yüzüne tokadı yapıştırdı.

Saat neredeyse on buçuğa geliyordu.

Zeynep, Antalya’dan henüz dönmüştü. Çalıştığı yatırım şirketinde bitirmesi gereken mali rapor yüzünden saatlerce masadan kalkamamıştı. Bedeni yorgunluktan dökülüyordu.

Tokadın ardından ilk fark ettiği şey, evin içine çöken korkunç dağınıklıktı.

Her yerde boş içecek kutuları, köfte ekmek paketleri, tatlı ambalajları vardı. Halının üzerinde lekeler oluşmuş, sehpalara ve mobilyaların üstüne kirli tabaklar yığılmıştı.

Kayınvalidesi Emine Hanım televizyonun karşısına kurulmuş, gündüz kuşağından kalma bir diziyi izliyordu. Yanında da Murat’ın kız kardeşi Elif, telefonunda parmağını gezdirip duruyordu.

Emine Hanım başını bile tam çevirmeden konuştu:

“Kocan bütün gün canını dişine takıp çalışıyor. Senin yapacağın en az şey onunla ilgilenmek. Evini çekip çeviremeyen kadından doğru dürüst eş olmaz.”

Zeynep dudağının kenarında kan tadını hissetti.

Murat mutfağı işaret etti.

“Et olsun, pilav olsun, adam gibi bir şey yap. Hem de çabuk. Annemle kardeşim seni bekledikleri için daha ağızlarına lokma koymadılar.”

Bu söz apaçık yalandı.

Çöp kovasında köfte ekmek kâğıtları, tatlı kutuları ve birkaç boş gazoz ile ayran şişesi tıka basa duruyordu.

Ama Zeynep itiraz etmedi.

Dört yıl boyunca suskunluğunun acizlik değil, sabır olduğuna kendini inandırmaya çalışmıştı.

Tatil masraflarını o ödemişti, kredi kartı borçlarını o kapatmıştı, hastane giderlerini o karşılamıştı. Elif’in arabasının peşinatını bile kendi cebinden vermişti.

Murat her defasında, “En kısa zamanda geri ödeyeceğim,” diye söz vermişti.

Bir kez olsun ödememişti.

Zeynep başını kaldırdı; önce Murat’a, sonra Emine Hanım’a, ardından Elif’e baktı.

Gözünden yaş akmadı.

Sesini yükseltmedi.

“Peki,” dedi, Murat’ı belli belirsiz huzursuz eden sakin bir sesle. “Size öyle bir akşam yemeği hazırlayacağım ki, ömrünüz boyunca unutamayacaksınız.”

Mutfağa geçti ve arkasındaki sürgülü kapıyı kapattı.

Ardından dolaptan bir tablet çıkardı. Aylar önce eve kurdurduğu güvenlik sistemini açtı.

Girişteki kamera, Murat’ın attığı tokadı net biçimde kaydetmişti.

Salondaki kamera ise aşağılayıcı sözlerin her birini sesleriyle birlikte almıştı.

Zeynep dosyaları avukatı Serkan’a gönderdi.

Sonra Murat’ın çalıştığı şirketteki birkaç üst düzey yönetici ve denetçi için özel bir canlı bağlantı başlattı.

Gösteri yapmak niyetinde değildi.

İhtiyacı olan şey seyirci değil, tanıktı.

Bunun ardından çekmecelerden birini açtı ve Murat’ın sözde başarısını sergilemek için kolunda dolaştırmayı pek sevdiği beş pahalı saati dışarı çıkardı.

Murat’ın bilmediği bir şey vardı:

Zeynep, bu saatlerden üçünün şirket hesaplarından usulsüz biçimde aktarılan paralarla alındığını çoktan öğrenmişti.

Seri numaraları, faturalar ve banka dekontları güvence altına alınmış, hepsi Serkan’ın eline ulaşmıştı.

Zeynep ocağa su dolu bir tencere koydu.

Su kaynamaya başlayınca saatleri teker teker tencerenin içine bıraktı.

Ardından gizli hesap dökümlerinin kopyalarını da kaynayan suya attı.

On beş dakika sonra Murat öfkeden deliye dönmüş hâlde mutfağa daldı.

Tencerenin içine baktı.

Yüzünün rengi bir anda değişti, ifadesi dağıldı.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?!”

Emine Hanım’la Elif de onun hemen arkasından mutfağa girdi.

Zeynep kollarını göğsünde birleştirdi.

“Evin en pahalı akşam yemeğini istemiştiniz. Buyurun, önünüzde.”

Tabletin açık olduğunu ilk Elif fark etti.

Ekranda kimlerin canlı bağlantıda olduğunu ve her şeyi izlediğini okuyunca yüzü kireç gibi bembeyaz kesildi.

“Murat… Senin müdürlerin bunu görüyor.”

Tam o anda dışarıdan siren sesleri yükseldi.

Murat, Zeynep’e hayatında ilk kez gerçekten görüyormuş gibi baktı.

Zeynep gözünü bile kırpmadı.

İçlerinden hiçbiri, birkaç dakika sonra o kapıdan kimlerin gireceğini bilmiyordu.

İKİNCİ KISIM

Siren sesleri Murat’ın kulağına sanki doğrudan kendisine yapılmış bir meydan okuma gibi geldi.

“Onu hemen kapat!” diye bağırdı ve tablete doğru atıldı.

Zeynep, o yetişemeden cihazı elinin altından çekip aldı.

Elif tableti onun elinden koparmaya yeltendi; fakat tam o sırada dış kapıya sert sert vurulunca Emine Hanım kızının kolundan tutup geri çekti.

“Polis! Kapıyı açın!”

Murat, Zeynep’e kinle korkunun birbirine karıştığı bir bakış fırlattı.

“Bunu sen yaptın.”

Zeynep’in cevabı sakindi.

“Hayır. Bunu, elini bana kaldırdığın anda sen yaptın.”

İki polis memuru ile özel güvenlik görevlilerinden biri eve girdi.

Onlarla birlikte Zeynep’in avukatı Serkan da kapıdaydı.

Murat’ın tokadı inmeden hemen önce, Zeynep eve girerken kimseye belli etmeden acil durum düğmesine basmıştı.

Sistem otomatik olarak konum bilgisi ve canlı ses kaydı içeren bir uyarı göndermişti.

Emine Hanım’ın tavrı birkaç saniye içinde tamamen değişti.

İki elini göğsüne bastırdı, gözlerinden yaşlar dökülüyormuş gibi yaparak feryada başladı.

“Bu kadın aklını kaçırmış! Eve gelir gelmez saldırganlaştı, oğlumun eşyalarını mahvetti, bizi tehdit etti! Murat sadece bizi yatıştırmaya çalışıyordu!”

Serkan sakince elindeki dosyayı açtı.

“Memur beyler, burada güvenlik kayıtlarından alınmış görüntüler, daha önce düzenlenmiş doktor raporları, tarih atılmış fotoğraflar ve müvekkilimin yeni bir saldırı hâlinde verilmek üzere hazırlanmış şikâyet dilekçesi bulunuyor.”

Polislerden biri Zeynep’in şişmiş yanağına dikkatle baktı.

Murat artık kendini tutamaz hâle geldi.

Yemek masasının yanındaki sandalyelerden birini kaptı ve havaya kaldırdı.

“Beni herkesin içinde rezil edersen ne olacağını sana göstereceğim!”

Ama bir adım bile ilerleyemedi.

Şükrüye'nin Penceresinden