“Oraya gitmene izin vermiyorum!” kayınvalidesi elindeki tatil rezervasyonunu masaya fırlatıp mutfağın ortasında dikildi

Hikâyeler
Utanç verici kontrolcülük, aşkı sessizce tüketiyor.

— Oraya gitmene izin vermiyorum! — Kaynanam kapıyı çalmaya bile gerek duymadan içeri daldı; elinde, ayarladığımız tatilin çıktısı vardı.

Fatma’nın sesi bastırılmış öfkeden titriyordu. Sanki kendi eviymiş gibi Mehmet’in dairesine girmiş, mutfağın ortasında dikilip kalmıştı. Üzerinde pahalı bir kürk manto, parmaklarının arasında buruşmaya başlamış bir kâğıt vardı. Yüzü sinirden kıpkırmızı kesilmişti.

Elif o sırada tencereyi tutuyordu. Bir an ne yapacağını bilemedi; gördüklerine inanamaz halde donup kaldı.

Mehmet, az önce karısıyla sakin sakin öğle yemeği yediği masadan telaşla kalktı.

— Anne, ne oluyor? Neden böyle konuşuyorsun?

Fatma elindeki kâğıdı masanın üzerine fırlattı. Bu, bir seyahat acentesinin sitesinden alınmış onay belgesiydi: Antalya’da iki kişilik tatil rezervasyonu.

— Olan bu işte! Komşu Merve seni seyahat acentesine girerken görmüş. İyi ki de gelip bana söyledi! Bunu nasıl yaparsın sen?

Elif tencereyi dikkatlice ocağın üzerine bıraktı, sonra kayınvalidesine döndü.

— Fatma, Mehmet’le bu tatili altı aydır planlıyoruz. Bunda sorun olan ne?

Fatma, Elif’e bakma zahmetine bile girmedi. Gözlerini oğluna dikmiş, sanki hesap sorar gibi konuşuyordu.

— Sorun şu: Biricik oğlum annesini iki hafta boyunca tek başına bırakıp gitmeye hazırlanıyor! Zaten ayrı eve çıktınız, şimdi bir de kalkıp kim bilir nerelere gidiyorsunuz!

— Anne, alt tarafı tatil — dedi Mehmet, sesini yumuşatmaya çalışarak. — İki hafta sonra döneceğiz.

— Ya bana bir şey olursa? — Fatma elini göğsüne bastırdı. — Altmış sekiz yaşındayım ben! Tansiyonum bir yükseliyor bir düşüyor, eklemlerim ağrıyor. Siz de deniz kenarında güneşlenirken ben burada yapayalnız kalacağım, öyle mi?

Elif’in içinde tanıdık bir bıkkınlık kabarmaya başladı. Üç yıllık evlilikleri boyunca kayınvalidesinin bu “aniden fenalaşma” hâllerine defalarca şahit olmuştu. Ne zaman Mehmet’le baş başa bir plan yapsalar, Fatma’nın ya tansiyonu çıkıyor, ya kalbi sıkışıyor, ya da eklemleri dayanılmaz biçimde ağrıyordu.

— Fatma, telefonunuz var. Gerçekten bir şey olursa bizi her zaman arayabilirsiniz — dedi Elif, olabildiğince sakin kalmaya çalışarak.

Kayınvalidesi nihayet ona döndü. Bakışı soğuk, küçümseyici ve keskin bir bakıştı.

— Ben seninle konuşmuyorum! Bütün bunlar senin başının altından çıkıyor. Sen gelmeden önce oğlum bensiz hiçbir yere gitmezdi!

— Ben gelmeden önce oğlunuz yirmi beş yaşındaydı — diye karşılık verdi Elif. — Şimdi otuz iki yaşında. İnsan büyür, ev kurar, ailesiyle tatile de gider.

— Bana hayat dersi vermeye kalkma! — diye sözünü kesti Fatma. — Ben oğlumu tek başıma büyüttüm, kocasız kaldım, bütün ömrümü ona adadım. Şimdi de biri çıkmış… — burada anlamlı bir bakışla Elif’i süzdü — onu benden koparıyor!

Mehmet hemen ikisinin arasına girdi. Ortamın daha da gerilmesini istemiyordu.

— Anne, kimse beni senden koparmıyor. Sadece biraz dinlenmek istiyoruz. Üç yıldır ilk defa birlikte doğru düzgün tatile çıkacağız.

— Dinlenmek illa başka yerde mi olur? — diye çıkıştı Fatma. — Bağ evine gidersiniz mesela. Ben de gelirim, biraz temiz hava alırım.

Elif istemsizce gözlerini devirdi. Fatma’nın şehir dışındaki küçük evi başlı başına ayrı bir meseleydi. Her hafta sonu neredeyse mecburi görev gibi onları oraya çağırırdı: bahçe çapalanacak, otlar ayıklanacak, kırılan bir şey tamir edilecek, ev baştan aşağı temizlenecekti. Üstelik her seferinde Elif’te kusur bulmayı da ihmal etmezdi; ya yabani otları yanlış sökerdi, ya yemeğin tuzu az olurdu, ya da bulaşıkları onun istediği gibi yıkamazdı.

— Tatilin parasını ödedik — dedi Mehmet bu kez daha kararlı bir sesle. — İptal etmeyeceğiz.

Fatma eliyle havayı sertçe yarar gibi yaptı.

— Ödediniz demek! Peki bana sormak yok mu? Ben senin annenim!

— Yani? — Elif artık kendini tutamadı. — Attığımız her adım için sizden izin mi almamız gerekiyor? Biz yetişkin insanlarız.

— Mehmet! — Fatma, Elif’i duymamış gibi davranarak oğluna döndü. — Onun benimle böyle konuşmasına göz mü yumacaksın?

Mehmet çaresizce bir annesine, bir karısına baktı.

— Anne, Elif haksız değil. Tatile gitmeye hakkımız var.

— Hakkınız varmış! — Fatma alayla güldü. — Peki annenize karşı hiçbir sorumluluğunuz yok mu? Yoksa bu kadın — parmağıyla Elif’i işaret etti — aklını tamamen başından mı aldı?

Elif’in elleri yumruk oldu. Kayınvalidesinin birazdan yine onu küçültmek için kullandığı o aşağılayıcı söze sığınacağını çok iyi biliyordu.

Şükrüye'nin Penceresinden