“Annem haksız sayılmaz, Zeynep. Böyle olması daha uygun olabilir” kocasının beklenmedik ihanetiyle sarsıldı

Hikâyeler
Adaletsiz ve onursuz o an beni parçaladı.

— Şurayı imzalayın, işlem tamamlanınca daire artık sizin adınıza geçecek, — dedi noter.

Zeynep kalemi eline almıştı ki, kayınvalidesinin evraklara doğru uzandığını görünce parmakları bir anda kasıldı. Elini sertçe geri çekti.

O küçük noter odasında yaşanan o an, Zeynep’in hayatında geri dönüşü olmayan bir eşik gibi kalacaktı. Karşısında noter oturuyor, önünde belgeler duruyor, avucunun içinde yıllardır biriktirdiği emeğin sonucu olan dosya titriyordu. Sırtından aşağı buz gibi bir ürperti indiğini hissetti.

Yan tarafında eşi Murat vardı. Tam karşısında ise Murat’ın annesi Fatma oturuyordu. Saçları özenle yapılmış, yüzünde donuk ve hükmeden bir ifade vardı. O gri, soğuk bakışlarıyla üç yıldır Zeynep’in evliliğini ağır ağır zehirlemişti.

Noter gözlüğünü düzeltti, kâğıtlara yeniden baktı.

— O hâlde teyit edelim, daire Zeynep Hanım’ın adına tescil edilecek, doğru mu?

— Hayır! — diye atıldı Fatma, sesini hiç sakınmadan yükselterek. — Oğlumun adına olacak. En doğrusu budur. Bir evin tapusu erkeğin üzerinde durmalı.

Zeynep’in içi bir anda kaynamaya başladı. Bu daireyi almak için kullanılan para Murat’ın parası değildi. Kaybettiği anneannesinden kalan mirastı. Beş yıl boyunca kuruş kuruş ayırmış, değerlendirmiş, üstüne eklemişti. Şimdi ise kayınvalidesi, onun emeğiyle alınan evi hiç utanmadan Murat’ın üzerine yaptırmak istiyordu.

Tam itiraz edecekken Murat’ın sesi duyuldu:

— Annem haksız sayılmaz, Zeynep. Böyle olması daha uygun olabilir.

Zeynep inanamayarak kocasına döndü. Daha dün gibi konuşmuşlardı bunu. Paranın ona ait olduğunu, bu yüzden tapunun da onun adına çıkacağını birlikte kararlaştırmışlardı. Murat da başını sallayıp kabul etmişti.

— Murat, biz bunu konuşmuştuk… — diye söze başladı.

Fakat Fatma hemen araya girdi:

— Yabancıların yanında mesele çıkarma kızım. Ailenin iyiliği için en mantıklısı bu. Yarın ne olacağı belli mi? Allah korusun, bir ayrılık olsa benim oğlum ortada mı kalsın?

Noter hafifçe öksürdü; belli ki ortamın gerginliğinden rahatsız olmuştu.

— Kusura bakmayın, fakat ben işlemi satış sözleşmesinde yazan şekilde yapabilirim. Alıcı olarak Zeynep Hanım görünüyor.

— Değiştirirsiniz! — dedi Fatma buyurgan bir tavırla. — Murat, sen de bir şey söyle!

Murat yerinde huzursuzca kıpırdandı. Gözlerini bir annesine, bir karısına çevirdi.

— Zeynep, belki annem gerçekten doğru söylüyordur. Benim adıma olsa ne değişir? Sonuçta biz karı kocayız, aynı aileyiz.

Zeynep’in boğazı düğümlendi. Üç yıl önce evlendiklerinde Murat bambaşka bir adamdı. İnce düşünceli, sevgi dolu, yanında duran bir eşti. Fakat annesine yakın bir eve taşındıklarından beri her şey değişmişti.

Fatma her karara karışmaya başlamış, Murat da günden güne eş olmaktan uzaklaşmıştı. Sanki koca bir adam değil de annesinin izni olmadan adım atamayan bir çocuktu artık.

Zeynep derin bir nefes aldı, sesini titretmemeye çalıştı.

— Ne değişir mi? Bu para benim, Murat. Anneannemden kalan miras.

Fatma dudak büktü.

— Eee, ne olmuş? Evli değil misiniz? Düzgün bir ailede her şey ortaktır. Yoksa sen kocana güvenmiyor musun?

Zeynep gözlerini kayınvalidesinden ayırmadan baktı. Bu kadın daha ilk günden beri onu oğluna layık görmemişti. Ona göre Zeynep fazla sade, fazla yoksul, fazla başına buyruktu. Fatma’nın istediği gelin bambaşkaydı: sözünden çıkmayan, susan, ne denirse yapan biri.

— Murat’a güveniyorum, — dedi Zeynep ağır ağır. — Ama daire benim adıma olacak.

Odanın içinde birkaç saniyelik keskin bir sessizlik asılı kaldı. Fatma’nın yüzü kıpkırmızı kesildi.

— Nankör! — diye tısladı. — Seni ailemize aldık, senin yaptığın şeye bak!

Zeynep ayağa kalktı.

— Benim yaptığım şey ne? Kendi paramla ev alıyorum ve tapunun benim üzerime olmasını istiyorum. Bunda yanlış olan ne?

— Murat, duyuyor musun bana nasıl konuşuyor? — Fatma birden elini göğsüne götürdü. — Ah… fenalaşıyorum galiba…

Murat panikle yerinden fırladı, annesinin yanına koştu.

— Anne! Anneciğim! Zeynep, ne yaptın sen? Kadını bu hâle getirdin!

Zeynep bu oyunu ezbere biliyordu. Ne zaman kendi hakkını savunsa, Fatma’nın kalbi sıkışır, nefesi daralır, dünya başına yıkılırdı. Hep aynı sahne, hep aynı rol.

Noter endişeyle sordu:

— Ambulans çağıralım mı?

Fatma hemen başını iki yana salladı.

— Gerek yok… Biraz su yeter… Murat, beni eve götür.

Murat annesinin koluna girdi, onu ayağa kaldırdı. Sonra öfkeyle Zeynep’e döndü.

— Memnun musun şimdi? Annemi bu hâle soktun!

Zeynep yorgun bir sesle karşılık verdi:

— Ben yalnızca kendi paramla aldığım dairenin tapusunu üzerime yapmak istiyorum.

— Bu konu evde kapanmadı, — diye homurdandı Murat ve annesini dışarı çıkardı.

Zeynep odada tek başına kaldı. Noter ona anlayışla baktı.

— Zor bir durum, farkındayım. Fakat hukuken daireyi kendi adınıza almanızda hiçbir engel yok. Para sizin, karar da sizin.

Zeynep dosyayı yeniden önüne çekti.

— Teşekkür ederim. O zaman bugün işlemi tamamlayalım.

Yaklaşık bir saat sonra noterlikten çıktığında elinde tapu kaydı vardı. Daire artık resmen onundu. Yine de içinde sevinç yoktu. Göğsünün ortasına çöken tek duygu, eve döndüğünde onu bekleyen kavganın ağırlığıydı.

Akşamı özellikle uzattı. Biraz sokaklarda yürüdü, bir dükkânın vitrinine boş boş baktı, sonra bir çay içip oyalanmaya çalıştı. Eve ne kadar geç giderse, yüzleşmeyi o kadar erteler sanmıştı. Ama bazı şeylerden kaçılmıyordu.

Kapıdan içeri girer girmez salondan Fatma’nın alaylı sesi yükseldi:

— Nihayet hanımefendi teşrif etti!

Zeynep salona geçti. Murat kanepede annesinin yanında oturuyordu. İkisinin bakışında da sanki büyük bir suç işlemiş gibi onu mahkûm eden bir sertlik vardı.

Murat söze ilk giren oldu:

— Ee, mutlu musun? Küçük dairenin sahibi oldun mu bari?

— Evet, — dedi Zeynep paltosunu çıkarırken. — İşlemler tamamlandı.

Fatma hiddetle doğruldu.

— Hiç utanman yok mu senin? Ailenin adını lekeliyorsun! İnsanlar ne diyecek?

Zeynep bitkinlikle sordu:

— Hangi insanlar?

— Herkes! Komşular, akrabalar, duyan duymayan herkes! “Kocasına güvenmiyor, evliliğinde düzen yok,” diye konuşacaklar.

Zeynep onların karşısındaki koltuğa oturdu. Artık ayakta duracak gücü kalmamıştı ama sesini sakin tutmaya kararlıydı.

— Fatma Hanım, o para bana ait. Nasıl kullanacağıma karar verme hakkım da bana ait.

Fatma’nın yüzünde küçümseyen, iğneleyici bir ifade belirdi; belli ki bu sözleri orada bırakmaya hiç niyeti yoktu.

Şükrüye'nin Penceresinden