“Artık şu müdirecilik oyununu bırak, Ayşe!” dedi Fatma ve çalışma bilgisayarımı masanın üzerinden kaptığı gibi havaya kaldırdı. “Senin yaşındaki kadınlar evinde oturur, erkeklere emir yağdırmaz.”
“Onu yerine koyun,” dedim.
“Bunun için geç kaldın,” diye araya girdi Mehmet.
Bilgisayar önce toplantı masasının kenarına çarptı, ardından yere düştü. Kasa çatladı. Ekran bir an titredi, sonra tamamen karardı.
Fatma, SedirSoft Yazılım Ltd. Şti.’nin kapalı toplantı odasının ortasında duruyordu. Üzerinde açık renk bir ceket, boynunda misafir giriş kartı vardı. Yetmiş dört yaşındaydı. Ama başkasına ait bir ofiste değil de kendi evinde düzen denetlemeye gelmiş gibi rahat ve buyurgan davranıyordu.

Kocam ve aynı zamanda yardımcım olan Mehmet ise yerinden bile kıpırdamadı.
Sadece gömleğinin manşetini düzeltti. Sonra bana, sanki birazdan kendimi savunmaya başlayacakmışım gibi baktı.
“Annem senin o saçma bilgisayarını kırdı,” dedi. “Ağlayıp sızlanmanın vakti geçti.”
Eğilip kapağın üzerindeki göçüğe baktım. Kırılmış menteşeyi gördüm. Bilgi güvenliği biriminin yapıştırdığı kurum etiketi, artık yamuk bir köşe gibi kenardan sarkıyordu.
O bilgisayarda patent başvuruları için hazırlanan dosyalar vardı. Kaynak kodun kapalı dalı duruyordu. Yatırımcılara göstermek üzere hazırladığımız modüllerin teknik açıklamaları bulunuyordu.
İkinci doğrulama olmadan açılabilecek anahtar yoktu. Yedekler de alınmıştı. Çantasında tek bir bellek taşıyıp bütün işi ona emanet eden tecrübesiz bir kız değildim.
Fakat bunların hiçbiri asıl gerçeği değiştirmiyordu.
Az önce gözümün önünde şirket malına zarar verilmişti.
Üstelik bu, evde çıkan bir tartışma sırasında olmamıştı. Apartman girişinde yaşanmış bir kaza değildi. Yanlışlıkla yapılmış bir hareket de sayılmazdı.
Kapalı toplantı odasında olmuştu. Kameraların altında. Kayıt sistemi çalışırken. Dışarıdan birini güvenlik bölgesine bizzat sokan yardımcımın huzurunda.
“Mehmet,” dedim. “Annene misafir giriş iznini kim düzenledi?”
Omuz silkti.
“Ben. Ne olmuş?”
“Güvenlik birimine başvuru yapılmadan onu buraya kim geçirdi?”
“Ben geçirdim. Ayşe, yine talimatlarından başlama. Annem konuşmak istedi.”
“Konuştu zaten.”
Fatma küçümseyerek burnundan soludu.
“Sonunda biri sana kraliçe olmadığını gösterdi. Mehmet bunca zamandır her şeyi sırtında taşıyor. Sen de koltuğa kurulup yönetici numarası yapıyorsun.”
Başımı bir kez salladım.
“Anlaşıldı.”
O kısacık kelime her şeyi değiştirdi.
Mehmet bunu henüz kavramamıştı. Benim tartışmaya girmeme alışmıştı. Açıklama yapmama, şirketi onun gelişinden önce kurduğumu hatırlatmama alışmıştı. İlk sözleşmeleri kendi elimle imzaladığımı, ilk sunucunun çalışma masamın altında durduğunu, ekibin maaşını kendi maaşımdan önce ödediğimi tekrar tekrar anlatmama alışmıştı.
Evi, ofisi, raporları, müşterileri ve onun kırılgan gururunu aynı anda taşıyıp durmama alışmıştı.
O anda ise onu taşımayı bıraktım.
Masanın üzerindeki dahili telefonu kaldırdım.
“Toplantı odasına güvenlik birimini, hukuk müşavirini ve Ahmet’i çağırın. Acil. Evet, hemen şimdi. Ayrıca saat on bir kırk için olağanüstü yönetim kurulu toplantısı hazırlayın. Gündem: şirket malına verilen zarar, genel müdür yardımcısının erişimlerinin askıya alınması, Mehmet’in opsiyon paketinin sona erdirilmesi.”
Mehmet’in sakin yüzü “opsiyon” kelimesinde gerildi.
“Sen ne saçmalıyorsun?”
“Gündemi ifade ediyorum.”
“Ayşe, şu an duygularınla hareket ediyorsun.”
“Hayır.”
Doğrusu da buydu. İçimde taşan bir duygu yoktu. Sadece dümdüz, net bir eylem çizgisi vardı.
Fatma çenesini kaldırdı.
“Ne yönetim kuruluymuş bu? Ben senin kocanın annesiyim. Düşündüğümü söylemeye hakkım var.”
“Konuşmaya, evet. Şirket malına zarar vermeye, hayır.”
“Aman, malmış. Alt tarafı bir demir parçası.”
“Sınırlı erişime sahip kurumsal donanım.”
“Duyuyor musun Mehmet?” diye oğluna döndü. “Evde de böyle mi konuşuyor? İnsanla değil de çalışanıyla konuşur gibi?”
Mehmet bana doğru bir adım attı.
“Ayşe, bu gösteriyi hemen iptal et. Şimdi.”
Bakışım onun sağ eline kaydı. Avucunda benim eski proje yöneticisi giriş kartım vardı. Siyah olan. Bir hafta önce kaybolan kartın ta kendisi.
O zaman arabada kaldığını sanmıştım.
“Kartı ver.”
“Hangi karttan söz ediyorsun?”
“Elindeki benim eski giriş kartım.”
Plastiği daha sıkı kavradı.
“Bunun önemi yok.”
“Artık her şeyin önemi var.”
Kapı açıldı. İçeri güvenlik görevlisi Mustafa girdi. Ardından şirketin hukuk müşaviri Elif, elinde tableti ve ince bir dosyayla göründü. Onların peşinden teknik direktör Ahmet geldi. Odaya girer girmez gözleri yerdeki bilgisayara takıldı.
“Bu, Ayşe Yılmaz’ın iş bilgisayarı mı?” diye sordu.
“Öyleydi,” dedim. “Sistem yöneticilerinden bütün oturumların derhal kapatılmasını, güvenlik belirteçlerinin yeniden oluşturulmasını ve son yedi günlük erişim kayıtlarının denetlenmesini iste.”
“Başlıyorum.”
Tek bir gereksiz soru sormadan telefonunu çıkardı ve koridora geçti.
Mehmet sertçe bana döndü.
“Kendi çalışanlarının önünde beni hırsız gibi mi gösteriyorsun?”
“Bir olayı kayıt altına alıyorum.”
“Ben senin kocanım.”
“Aynı zamanda yardımcımısın. Bu odada önemli olan taraf bu.”
Bu söz, herhangi bir tartışmadan daha ağır geldi ona. Çünkü evde hâlâ incinmiş eş rolüne sığınabilirdi. Ofiste ise geriye unvanlar, kurallar ve imzalar kalıyordu.
Fatma yan koltuktaki çantasını aldı.
“Mehmet, gidiyoruz. Bırak bu önemli hanım, demir parçalarıyla kendi uğraşsın.”
“Şimdilik ayrılamazsınız,” dedi Elif. “Açıklamalarınızı tutanağa geçirmemiz gerekiyor.”
Kayınvalidem aniden ona döndü.
“Siz de kimsiniz?”
“Şirketin hukuk müşaviriyim.”
“Hepiniz onun ipiyle kuyudan çıkıyorsunuz.”
Elif tabletini açtı.
“Mustafa Bey, lütfen tanıkların hazır bulunmasını sağlayın ve kamera kayıtlarını koruma altına alın.”
Güvenlik görevlisi kapının yanında durdu. Kaba davranmadı. Sadece orada bekledi.
Mehmet’in bakışındaki eski kendinden eminlik yavaş yavaş silindi.
“Ayşe, sınırı aşıyorsun.”
“Hayır,” dedim. “Sınırı olması gereken yere geri çekiyorum.”
Saat on bir kırkta büyük toplantı odasında toplandık. Bilgisayarın yerde kaldığı küçük oda değildi burası. Orada artık bir uzman çalışıyordu; hasarı fotoğraflıyor, envanter numarasını kontrol ediyor, kasadan kopan küçük parçaları şeffaf bir poşete koyuyordu.
Şirket sözleşmemizde yönetim kurulu ayrıca düzenlenmişti: yatırımcılar, opsiyon programı ve kapalı geliştirmelere erişim kararları için.
