“Kız kardeşimin kartını kapatmaya nasıl cesaret edersin?!” diye öfkeyle bağırdı, elindeki telefonu sallayarak fırtına gibi içeri daldı

Hikâyeler
Adaletsiz, yıkıcı bir sessizlik evin içine çöktü.

— Kız kardeşimin kartını kapatmaya nasıl cesaret edersin?! — diye öfkeyle bağırdı kocam.

Ayşe, tabletinde iş raporlarını gözden geçiriyordu. Tam o sırada kapı sert bir gürültüyle açıldı; Mehmet neredeyse fırtına gibi içeri daldı. Yüzüne bakması yetmişti: belli ki bir şey olmuştu. Ayakkabılarını bile çıkarmadan eşikte dikildi, sesi evin sessizliğini keskin bir bıçak gibi yardı.

— Kız kardeşimin kartını nasıl iptal edersin?! — diye haykırdı, elindeki telefonu sallayarak. — Az önce beni ağlaya ağlaya aradı! Markete gidip yiyecek bile alamadığını söylüyor!

Ayşe tableti ağır ağır kenara bıraktı ve Mehmet’in yüzüne baktı. Sakin görünüyordu. Hatta kendisine acımasızlıkla saldırıldığı düşünülürse gereğinden fazla sakin.

— Otur, — dedi ölçülü bir sesle. — Konuşalım.

— Ne oturması? — Mehmet birkaç adım içeri girdi ama oturmadı. — Ne yaptığının farkında mısın sen? Elif parasız kaldı! Beş kuruşsuz!

— Beş kuruşsuz mu? — Ayşe kaşlarını hafifçe kaldırdı. — İlginç. O hâlde annen dün neden Elif’in üç haftadır onlarda kaldığını ve ev alışverişine tek kuruş katkı yapmadığını anlattı?

Mehmet bir an için sustu. Ama bu sessizlik uzun sürmedi.

— Annemin bununla ne ilgisi var? Biz Elif iş bulana kadar ona destek olacağız diye konuşmadık mı? Buna sen de razı olmuştun!

Ayşe ayağa kalktı, pencerenin yanına yürüdü ve akşamın ilk saatlerine bürünen şehre baktı. Aşağıda ışıklar birer birer yanmaya başlamış, gri manzara yavaşça daha sıcak, daha uzak, daha ulaşılmaz bir görüntüye dönüşmüştü. Sanki bu konuşmanın çok dışında bir dünya vardı orada.

Her şey iki ay önce başlamıştı.

O gün Mehmet işten eve keyifsiz dönmüş, kendine çay koymuş ve mutfakta uzun süre tek kelime etmeden oturmuştu. Ayşe onu sıkıştırmamak gerektiğini bilirdi. Mehmet hazır olduğunda zaten anlatırdı.

Sonunda sessizliği o bozmuştu.

— Elif’i işten çıkarmışlar, — demişti. — Şirket küçülmeye gidiyormuş. Yarım birimi kapının önüne koymuşlar.

Ayşe ocaktaki tavayı kenara çekmişti.

— Yazık olmuş. Yeni bir yer bakmaya başlamış mı?

— Elbette bakıyor. Ama biliyorsun, bu zamanda iş bulmak kolay değil… — Mehmet parmaklarıyla burun kemerini ovuşturmuştu. — Ayşe, düşündüm de… Belki ona biraz yardım edebiliriz. Geçici olarak. Bir, en fazla iki ay. Daha fazlası değil.

Ayşe elinde soğanla olduğu yerde kalmıştı.

— Yardım derken… nasıl bir yardım?

— Bilmem… kirasına, mutfak masrafına. İş ararken en azından temel ihtiyaçlarını düşünmesin. Malum, kirada oturuyor, gideri çok…

Ayşe, o cevabı vereceğini daha o anda anlamıştı. Yumuşak başlı olduğundan değil. Mehmet ondan nadiren bir şey isterdi; üstelik söz konusu olan kız kardeşine el uzatmaktı. Böyle bir durumda hayır demek doğru gelmezdi. Aile, sonuçta aileydi.

— Peki, — diye başını sallamıştı. — Hesabıma bağlı ek bir kart çıkarırım, içine de bir limit koyarım. Ama başka bir şeye ihtiyacı olursa önceden haber versin. Sonra yanlış anlaşılma çıkmasın.

Mehmet arkasından yaklaşıp ona sarılmıştı.

— Teşekkür ederim. Gerçekten. Elif bunun kıymetini bilecek, eminim.

Ayşe karşılık vermemiş, yeniden soğan doğramaya koyulmuştu. Yine de içinde ince, rahatsız edici bir his kıpırdamıştı; sanki bir şey tırnak ucuyla kalbini çizmişti. O an bunu görmezden gelmeyi seçmişti.

İlk ay sorunsuz geçmişti. Ayşe, Elif’in şehrin dış tarafındaki mütevazı stüdyo dairesinin kirasını ödeyebileceği, mutfak alışverişini yapabileceği ve ulaşım giderlerini karşılayabileceği kadar bir limit belirlemişti. Lüks değildi; ama insan gibi idare etmeye yeterdi.

Elif ara sıra aile grubuna teşekkür mesajları yazıyordu: “Size çok minnettarım, beni kurtardınız”, “Siz olmasanız ne yapardım bilmiyorum.” Mehmet bundan memnundu, Ayşe’nin içi de rahattı. Her şey konuşulduğu gibi ilerliyordu.

Sonra “Grand Palace”taki o akşam geldi.

Ayşe, yeni projeyi değerlendirmek için bir iş arkadaşıyla buluşmuştu; önlerinde birer bardak çay vardı, sakince işin ayrıntılarını konuşuyorlardı.

Şükrüye'nin Penceresinden