— Doğru tavır bu, — dedi Zeynep onaylarcasına. — Yarın görüşürüz.
Mahkeme salonu, Ayşe’nin zihninde canlandırdığından çok daha küçüktü. Geniş, soğuk ve ürkütücü bir yer beklemişti; oysa sıradan bir devlet dairesini andırıyordu. Ahşap sıralar, hâkimin masasının arkasında asılı duran arma, dosya kokusu ve ağır bir sessizlik… Ayşe çantasının askısıyla durmadan oynuyor, karşısında kendinden emin bir ifadeyle oturan Mehmet’e bakmamaya çalışıyordu.
Zeynep hafifçe ona doğru eğildi.
— Sakin olun, — diye fısıldadı. — Her şey kontrolümüz altında.
Ayşe dudaklarını zorla araladı.
— Ya yine bir şey uydurursa? Siz onu tanımıyorsunuz…
Zeynep’in yüzünde küçük, kendinden emin bir tebessüm belirdi.
— Ben onun gibilerle neredeyse her gün karşılaşıyorum. Hem bakın, yanında Kerem Kaya’yı getirmiş. Paralı müvekkillerin pek sevdiği avukatlardan. Ama delillerin karşısında onun da yapabileceği fazla bir şey yok.
O sırada hâkim salona girdi. Orta yaşlarında, yorgun bakışlı bir kadındı. Yerine oturur oturmaz dosyayı açtı, sayfaları hızlıca gözden geçirdi.
— Yılmaz çifti arasındaki mal paylaşımı davasının görülmesine başlanmıştır, — dedi resmi bir tonla. — Davacı taraf?
Mehmet’in avukatı ayağa kalktı.
— Müvekkilim Mehmet Yılmaz, davalı tarafın taleplerinin reddini istemektedir. Söz konusu tüm mal varlığı müvekkilimin şahsi gelirleriyle alınmış, tapu ve kayıtlar da onun adına düzenlenmiştir.
Ayşe’nin parmakları istemsizce yumruk oldu. Bu kadarına da pes doğrusu. Evin yapılabilmesi için kuruş kuruş nasıl biriktirdiğini hatırladı. Üniversitede fazladan derslere girdiği günler, geceleri yorgunluktan gözleri kapanırken “ortak geleceğimiz için” diyerek kendini avuttuğu zamanlar bir bir aklına üşüştü.
Hâkim bu kez Ayşe tarafına döndü.
— Davalı tarafın beyanı nedir?
Zeynep hiç duraksamadan konuştu.
— Müvekkilim Ayşe Hanım, davacı tarafın iddialarını kabul etmemektedir. Mal varlığı evlilik birliği içinde edinilmiştir. Müvekkilim hem kendi kazancıyla hem de emeğiyle bu sürece katkı sağlamıştır. Bunu ortaya koyan belgelerimiz ve tanıklarımız mevcuttur.
Mehmet küçümseyen bir ses çıkardı, sonra avukatının kulağına bir şeyler fısıldadı. Kerem Kaya başıyla onay verdi.
Hâkim kaşlarını hafifçe kaldırdı.
— Ne tür belgelerden söz ediyorsunuz?
Zeynep önündeki dosyayı açtı.
— Mehmet Yılmaz’ın, evin inşaatı için eşinden aldığı paraları kabul ettiğine dair imzalı yazılar. Yapı malzemelerinin Ayşe Hanım’ın kendi banka kartıyla ödendiğini gösteren faturalar. İnşaat döneminde hesabından çekilmiş yüksek tutarlı nakitleri gösteren banka dökümleri. Ayrıca tanık beyanlarımız da var.
Mehmet yerinden fırlayacak gibi oldu.
— Saçmalık bu! Ne yazısı, ne belgesi? Üzerinden yıllar geçti, ben böyle bir şey hatırlamıyorum!
Hâkimin sesi sertleşti.
— Salonda sessizlik. Size söz verilmeden konuşmayacaksınız.
Zeynep belgeleri hâkime sundu. Hâkim kâğıtları tek tek inceledi, bazı satırların üzerinde özellikle durdu.
Ardından mübaşire döndü.
— Tanık Can Yılmaz içeri alınsın.
Can salona girdiğinde yüzünden gerginliği okunuyordu. Ellerini önünde birleştirmişti, bakışları bir an annesine kaydı.
Hâkim sakin bir sesle sordu:
— Can Bey, annenizin evin yapımı için para verdiğini doğrulayabilir misiniz?
Can başını salladı.
— Evet, doğrularım. O zaman küçüktüm ama bazı şeyleri çok net hatırlıyorum. Annem sık sık inşaata para götürürdü. “Bu maaşımdan, malzemelere gidecek,” dediğini duyardım.
Mehmet yine dayanamadı.
— Yalan söylüyor! Annesini korumak için konuşuyor!
Hâkim bu kez daha keskin bir tonla uyardı:
— Mehmet Yılmaz, bir kez daha araya girerseniz sizi salondan çıkarttırırım.
Bundan sonra diğer tanıklar dinlendi. Komşuları Fatma, Ayşe’nin evin ilk ödemesi için kredi çektiğini anlattı. Üniversiteden çalışma arkadaşı ise Ayşe’nin “banyonun fayans parası çıksın” diye özel dersler verdiğini hatırladığını söyledi.
Her tanığın ardından Mehmet’in yüzü biraz daha karardı. Kerem Kaya ise önündeki evrakları aceleyle çeviriyor, bir çıkış yolu arıyormuş gibi görünüyordu.
Zeynep son olarak çantasından sararmış bir kâğıt çıkardı.
— Sayın hâkim, dosyaya eklenmesini istediğimiz bir belge daha var. Bu, Ayşe Hanım’ın şirket işleriyle ilgilenmesi için eşine verdiği vekâletname. Bununla birlikte sunduğumuz banka kaydı da işletmenin başlangıç sermayesinin Ayşe Hanım’ın birikim hesabından aktarıldığını göstermektedir.
Salona ağır bir sessizlik çöktü. Mehmet’in rengi bir anda attı.
— Bunu nereden buldunuz? — diye dişlerinin arasından tısladı.
Zeynep sakinliğini hiç bozmadı.
— Banka arşivinden. Kayıtlar sandığınızdan uzun süre saklanır.
Hâkim, değerlendirme yapmak üzere duruşmaya ara verdi. Ayşe olduğu yerde kımıldamadan oturuyordu. Her şeyin bu kadar düzgün ilerlediğine inanmakta zorlanıyordu.
Zeynep’e doğru eğilip neredeyse duyulmayacak bir sesle sordu:
— Kazanacak mıyız?
Zeynep göz kırptı.
— Biz zaten kazandık sayılır. Hâkimin önünde başka bir yol kalmadı. Hukuki tablo çok açık.
