Camın ötesinde masmavi deniz uzanıyor, avluda ise yılların yorgunluğunu taşıyan ulu çamlar yükseliyordu.
Mehmet bahçeyi ağır adımlarla dolaştı, sonra istemeden de olsa gülümsedi.
— Doğrusu, burası sandığımdan çok daha güzelmiş, dedi.
O gün kararlarını verdiler: Evi satmayacaklardı.
Sonraki bir yıl neredeyse tamamen tamiratla geçti. Mehmet çatıyı elden geçirdi, pencereleri değiştirdi; Elif ise bahçeyle, odaların düzeniyle, perdelerle, renklerle uğraştı. Yavaş yavaş o ihmal edilmiş eski yapı, insanın içini ısıtan huzurlu bir yazlık eve dönüştü.
Elif uzun zamandır ilk kez gerçekten mutlu olduğunu hissediyordu.
Yaz geldiğinde Elif, evin birkaç fotoğrafını sosyal medyada paylaştı.
Hasır koltukların durduğu bembeyaz veranda…
Çamların arasına gerilmiş, akşamları kitap okumak için birebir olan hamak…
Kapının iki yanını süsleyen, çeşit çeşit güllerden oluşmuş rengârenk yol…
Ve kendi teraslarından çektiği, denizin üstüne ağır ağır inen gün batımı…
Fotoğrafların altı kısa sürede hayranlık dolu yorumlarla doldu. Arkadaşları buranın hangi otel olduğunu soruyor, iş arkadaşları böyle bir yerin gerçekten Elif’e ait olduğuna inanmakta zorlanıyordu.
Aradan birkaç gün geçmişti ki kayınvalidesi aradı.
Sesi her zamankinden bambaşkaydı; yumuşak, tatlı, neredeyse bal damlatır gibiydi.
— Elifçiğim, fotoğraflarını gördüm. Ne kadar güzel bir ev olmuş öyle!
Elif, içinden bir şeylerin kıpırdadığını hissetti.
— Sağ olun, dedi temkinli bir sesle.
— Tanınmayacak hâle gelmiş. Sanki dekorasyon dergisinden çıkmış gibi. Bir ara gelip şu harikanızı kendi gözümle görmek isterim.
— Elbette… Bir gün gelirsiniz.
— Deniz yakın mı peki?
— Yürüyerek beş dakika.
— Harika! Neyse canım, öpüyorum. Mehmet’e de selam söyle.
Telefon kapandığında Elif’in içine belli belirsiz bir sıkıntı çöktü. Üç yıllık evlilik boyunca kayınvalidesinin sesindeki en küçük değişimi bile ayırt etmeyi öğrenmişti. Bu kadar kısa sürede küçümseyen tavırdan hayranlığa geçmesi hiç hayra alamet görünmüyordu.
Bir hafta sonra içindeki o huzursuzluğun boşuna olmadığını anladı.
Kayınvalidesi iki kocaman valizle kapıda belirdi. Onu getiren taksi, ev sahibi kapıyı açana kadar bile beklemeden çekip gitmişti. Elif mutfak önlüğüyle, elinde çırpıcıyla kalakaldı; tam o sırada beze hazırlıyordu.
— Anne? Geleceğinizi haber vermemiştiniz…
— Sürpriz yapmak istedim! dedi kadın, Elif’in yanağına aceleyle bir öpücük kondurup içeri süzüldü.
Kayınvalidesi eve, sanki yıllardır burada yaşıyormuş gibi rahat adımlarla girdi. Ayakkabılarını telaşsızca çıkardı, çantasını girişteki dresuarın üstüne bıraktı.
Odaları tek tek gezdi; perdelerin kumaşına dokundu, koltukların yumuşaklığını yokladı, etrafı dikkatle süzdü.
Sonra da her şeyden anlayan biri edasıyla tadilatı övdü.
— Duvar kâğıtlarını iyi seçmişsiniz. Banyodaki fayanslar da pek yerinde olmuş.
Ardından hiçbir tereddüt göstermeden, gayet sakin bir sesle kararını açıkladı:
— Ben bu yazı burada geçirmeye karar verdim. Deniz havası benim yaşımda insana iyi gelir.
