“Deniz kıyısındaki ev artık bizim aile evimiz” dedi kayınvalidesi, Elif elindeki fincanla olduğu yerde kalakaldı

Hikâyeler
Bu adaletsizlik inanılmaz, içim yanıyor.

Elif, duyduklarına inanmakta zorlanarak karşı çıkmaya çalıştı:

— Ama biz bunu hiç konuşmadık… Bizim başka planlarımız vardı…

Kayınvalidesi, sanki söylenenlerin hiçbir önemi yokmuş gibi elini havada savurdu.

— Bu kadar da cimri davranma. Ev kocaman, herkese yer bulunur.

Bunu söylerken valizini çoktan ana yatak odasına doğru sürüklemeye başlamıştı. Elif, arkasından yetişmek zorunda kaldı.

Derken kayınvalidesi bir haber daha verdi:

— Bu arada, akrabalara da evinizden bahsettim. Herkes pek sevindi!

Elif’in içi bir anda boşaldı.

— Hangi akrabalar? — diye sordu güçlükle.

— Bizimkiler işte. Kız kardeşim, yeğenler… Yıllardır deniz yüzü görmediler zavallılar.

Az sonra mesele bütün açıklığıyla ortaya çıktı. Kayınvalidesi, birkaç aileye burada ücretsiz tatil yapabileceklerini söylemişti. Bir hafta sonra kız kardeşiyle eniştesi, onların iki yetişkin çocuğu, eşleri ve iki torun gelecekti.

Toplam sekiz kişi.

Üstelik bu kararı alırken evin sahibine danışmak kimsenin aklından bile geçmemişti.

Daha da beteri, kayınvalidesi odaları çoktan paylaştırmıştı. Ana yatak odasını kendine ayırmıştı. Çocuk odasını, çocuklu akrabalara uygun görmüştü. Misafir odası ise ikinci çifte verilecekti.

Elif’in sesi neredeyse fısıltı gibi çıktı:

— Peki Mehmet’le ben nerede kalacağız?

Kayınvalidesi hiç duraksamadı.

— Verandaya bir portatif yatak koyarsınız. Olmadı salondaki kanepe var. Bu kadar nazlanma, alt tarafı birkaç gün.

Akşamüstü Mehmet eve geldi. Elif, tanıdık motor sesini duyunca pencereye yöneldi. Mehmet, uzun bir iş gününün yorgunluğuyla arabayı çamların altına park ediyordu.

Kapıya ilk koşan kayınvalidesi oldu. Elbisesinin kırışan yerlerini eliyle düzeltip oğluna sarıldı.

— Mehmet’im! — diye seslendi, sanki büyük bir haksızlığa uğramış gibi. — Ben aileyi bir araya getirmek istedim sadece. Ama karın ortalığı birbirine kattı. Akrabaların gelmesine izin vermiyor!

Elif tek kelime etmedi. Telefonunu çıkarıp Mehmet’e uzattı. Ekranda sabah aile grubuna gönderilmiş mesaj duruyordu:

“Hepiniz gelin. Ev çok büyük. Yer bol. Elif de misafir ağırlamaktan memnun.”

Mehmet yazışmaları baştan sona okudu. Okudukça yüzündeki ifade ağırlaştı, bakışları sertleşti. Sonunda başını kaldırıp annesine baktı.

— İnsanları bizim iznimiz olmadan sen mi davet ettin?

Kayınvalidesi omuz silkti.

— Ne olmuş yani bunda?

— Odaları da sen mi paylaştırdın?

— Elbette. Birinin düzenlemesi gerekiyordu.

— Bizim yatak odamız dâhil mi?

— Bunda şaşılacak ne var? Benim rahat bir yerde yatmam lazım, sırtım ağrıyor.

Kayınvalidesi, oğlunun böyle peş peşe soru sormasına açıkça hazırlıksız yakalanmıştı. Çünkü Mehmet’in şimdiye kadar her defasında susup razı olmasına alışkındı.

Şükrüye'nin Penceresinden