“Kapıyı aç diyorum sana! Yoksa itfaiyeyi çağırırım, kilitleri kökünden sökerler!” diye bağırdı, yumruğunu suni deri kaplı kapıya bütün gücüyle indirdi

Hikâyeler
Bu vicdansızlık kabul edilemez, kalbim parçalanıyor

diyerek çantasından çıkardığı resmi kararı masanın üzerine bıraktı. Kâğıdın hışırtısı bile mutfaktaki sessizliği daha ağırlaştırdı.

— Geçici ikamet kaydınız, sahte belge kullanıldığı tespit edildiği için iptal edilmiştir. Yapılan inceleme, mülk sahibine ait imzanın taklit edildiğini doğruladı.

Murat’ın yüzündeki renk bir anda çekildi.

Dosyayı açan görevli, bakışlarını kâğıtlardan kaldırmadan devam etti:

— Ayrıca, Yılmaz soyadlı Murat hakkında, haksız ödeme almak amacıyla dolandırıcılık suçundan adli işlem başlatıldı. Devlet desteği bağlatmak için sahte kira sözleşmesi sunduğunuz belirlenmiş durumda.

— Zeynep! — diye çığlık attı Elif. Bir eliyle karnını tutuyor, ötekiyle sandalyeye abanarak yere doğru kayıyordu. — Zeynep, ne olur! Murat cezaevine girer! Biz kardeşiz, bunu bize nasıl yaparsın? Benim bebeğim olacak!

O yapmacık gözyaşlarına uzun uzun baktım. İçimde ne merhamet kıpırdadı ne de pişmanlık.

— Ben on sekiz yaşındayken anneannemin evini arkamdan sattınız, — dedim, gözlerimi Elif’ten ayırmadan. — Şimdi de benim dairemi elimden almaya kalktınız. Valizlerinizi toplayın ve evimden çıkın.

Murat, gerçekten hapis yatmamak için suçunu bütünüyle kabul etmek ve soruşturmada iş birliği yapmak zorunda kaldı. Mahkeme ona yüklü bir para cezası verdi; ayrıca devletten aldığı bütün ödemeleri geri yatırmasına hükmetti. Kenarda köşede birikmiş parası yoktu. Borçları kapatabilmek ve avukat masrafını ödeyebilmek için ailesinden kalan dairedeki payını yok pahasına elden çıkardı.

Şimdi Elif’le yeni doğan oğulları, Murat’ın annesine ait şehrin en uzak ucundaki küçücük, rutubet kokan eski bir dairede sıkış tepiş yaşıyorlar. Para desen, ellerine geçmeden bitiyor. Murat artık inşaat malzemeleri satan bir yerde sıradan hamal gibi çalışıyor; akşamları da yorgunluğunu ucuz sigara dumanı ve bitmek bilmeyen suskunlukla bastırmaya uğraşıyor. Elif ise neredeyse her gün kayınvalidesiyle kirli tabaklar, silinmeyen yerler, bebeğin ağlaması yüzünden birbirine giriyor. Komşular, mutfakta savrulan tencereler ve duvarları titreten bağrışmalar nedeniyle sık sık polisi arıyor.

Bunları biliyorum; çünkü annem arada bir beni telefonla arayıp ağlıyor. Beni taş kalpli olmakla suçluyor. Kız kardeşimin hayatını mahvettiğimi, yeğenimi başını sokacak yerden ettiğimi haykırıyor.

Ben hiçbir şey söylemeden aramayı sonlandırıyorum.

Dairemin pencerelerinden içeri yumuşak bir ışık süzülüyor; duvarlar bal rengine çalan sıcak bir parıltıyla aydınlanıyor. Ayaklarımın dibindeki yumuşacık halının üzerinde labrador Eren boylu boyunca uzanmış. Islak burnunu patilerinin arasına gömmüş, tembel tembel soluk alıp veriyor.

Ben yalnızca evimi korudum. Kimseden bir şey çalmadım, kimsenin sırtından geçinmedim. Ama bana ait olanı da kimseye vermeye niyetim yok.

Vicdanım rahat.

Şükrüye'nin Penceresinden