“Peki. O zaman ortak hesaptan ücretini benim ödediğim temizlikçiyi bundan sonra sen bulur, sen ödersin” dedi Ayşe, Mehmet ilk kez başını kaldırıp ona baktı

Hikâyeler
Bu adaletsiz düzen içimi paramparça ediyor.

Ne var ki söyleyecekleri boğazında düğümlendi; kelimeler dilinin ucuna kadar gelip orada kaldı.

Birkaç gün sonra evde tuvalet kâğıdı bitti. Mehmet önce her zamanki yerlere baktı: kilerdeki rafa, lavabonun altındaki dolaba, antredeki küçük bölmeye… Ama hiçbir yerde tek bir rulo bile yoktu. Sonunda Ayşe’nin odasının kapısını tıklattı.

— Ayşe, evde kâğıt kalmamış.

Ayşe hiçbir şey söylemeden dolabını açtı, içinden bir paket çıkardı ve paketten tek bir ruloyu alıp ona uzattı.

— Al.

Mehmet önce avucundaki ruloya, sonra pakette kalanlara baktı.

— Peki diğerleri?

— Onları kendim için aldım.

Mehmet cevap vermedi. Yalnızca elindeki ruloyu gereğinden biraz daha sıkı kavradı. O an içinde sessizce bir şey yerinden oynadı. Yıllardır evde kendiliğinden var oluyormuş gibi duran bütün o sıradan ayrıntıların aslında birilerinin her gün yaptığı, kimsenin adını bile anmadığı emeklerle tamamlandığını ilk kez gerçekten düşündü.

Cuma günü eve her zamankinden erken döndü. Yolda çiçekçiye uğramış, Ayşe’nin bir zamanlar en sevdiğini söylediği şakayıklardan seçmişti. Bir de onun sevdiği pastadan almıştı.

Ayşe odadan çıktığında çiçekler çoktan vazoya yerleştirilmişti.

— Biraz konuşabilir miyiz? diye sordu Mehmet, sesini yumuşak tutmaya çalışarak.

— Konuşalım, dedi Ayşe; ama oturmak için acele etmedi.

Mehmet derin bir nefes aldı.

— Bak… Eğer seni rahat ettirecekse para yine ayrı kalsın. Ama evin düzeni eskisi gibi olsun. Her küçük şey için böyle… hesap tutuluyormuş gibi olmasın.

Ayşe ona uzun uzun baktı. Cevap vermeden önce sanki cümlelerini tarttı.

— Yani diyorsun ki, ben evin bütün yükünü yeniden üstleneyim. Üstelik bu kez aramızda açık bir anlaşma bile olmadan. Alışkanlık diye, karşılıksız şekilde.

Mehmet omuzlarını mahcup bir hareketle kıpırdattı.

— Biz aileyiz sonuçta…

Ayşe’nin yüzünde kırgınlıktan çok, yıllar içinde birikmiş yorgunluğun gölgesi vardı. Hafifçe gülümsedi.

— Bir aile, sadece paralar ayrıldı diye dağılmaz Mehmet. Asıl, biri yalnızca parayı bölüşüp ötekinin emeğini hâlâ kendiliğinden olması gereken bir şey sanınca çatırdamaya başlar.

Bu konuşmadan sonra Mehmet ilk defa gerçekten hesap yaptı. Tahminle değil; fişlere, banka dökümlerine, ödeme kayıtlarına bakarak. Bir ay içinde dışarıdan söylediği yemeklere giden para, eskiden dolu dolu bir mutfak alışverişine yeten tutarı bulmuştu. Gömleklerini verdiği çamaşırhane de sandığından pahalıya geliyordu. Zamanında değiştirilmeyen filtre yüzünden akan musluk için çağırdığı usta ise neredeyse faturalar kadar masraf çıkarmıştı. Sonunda önüne boş bir kâğıt koydu.

Şükrüye'nin Penceresinden