“Karın misafir ağırlamayı pek bilmiyor galiba; biraz daha terbiye etsen fena olmazdı” diye öfkeyle çıkıştı, Fatma ise sessizce hazırlanıyordu

Hikâyeler
Süregelen misafir işkencesi utanç verici ve acımasız.

bezi avucunda kıvırıp sıkı bir düğüm yaptı.

— Doğru antreye. Hemen.

Murat, kendince üstün bir tavır takınmaya çalıştı; omuzlarını dikleştirip çenesini kaldırdı.

— Sen kendini ne sanıyorsun da…

Fatma bir adım daha yaklaştı, elindeki düğümlü bezi havada salladı. Murat istemsizce geriye sıçradı.

— Cem! Sen de mi susacaksın böyle?!

Cem, masanın yanında sakin sakin duruyordu. Gözlerinde uzun zamandır görülmeyen muzip bir parıltı belirdi.

— Bence, Murat, karımı dinlesen iyi edersin, — dedi alçak sesle. — Hani şu, benim sözde doğru düzgün yetiştiremediğim karımı.

— Giyinin. Çabuk, — diye buyurdu Fatma.

Zeynep telaş içinde çocukların eşyalarını toplamaya koyuldu.

— Kerem, Elif, haydi yavrum, çabuk olun, gelin!

Murat hâlâ direnmeye çalışıyordu.

— Ama bizim biletimiz yarına! Şimdi nereye gideceğiz?

— O sizin meseleniz, — dedi Fatma hiç yumuşamadan. — Bir otelde kalırsınız.

Onları kapıya doğru neredeyse adım adım sürdü. Gözlerini bir an olsun Murat’ın üzerinden ayırmıyordu. Murat, minnettarsızlıktan, saygısızlıktan, kardeş evinde böyle muamele görmenin ayıp olduğundan homurdanıp durdu; fakat Fatma’nın öfkeden parlayan bakışlarıyla karşılaşınca söylenmeleri kısıldı, eşyalarını toparlaması hızlandı.

Kapının eşiğinde son bir kez dönüp hırladı:

— Bu iş burada bitmedi!

Fatma hiç tereddüt etmeden cevap verdi:

— Benim için bitti.

Ardından kapıyı sertçe kapattı.

Ev bir anda sessizliğe gömüldü. Sanki duvarlar bile derin bir nefes almıştı. Cem hâlâ masanın yanında oturuyor, karısına hayranlıkla bakıyordu.

— Allah Allah… — diye mırıldandı. — Senin böyle olduğunu bilmiyordum.

Fatma kaşlarını hafifçe kaldırdı.

— Nasıl olduğumu?

— Güçlü. Cesur. — Cem ayağa kalktı, yanına gidip onu kollarının arasına aldı. — O kaba adama bunu çoktan yapmak gerekiyordu.

Fatma başını eşinin göğsüne yasladı. Az önceki sertliği yerini yorgun bir sükûnete bırakmıştı.

— Kendimi kaybettiğim için kusura bakma, — dedi. — Ama artık dayanacak hâlim kalmamıştı.

— Özür dileme, — diye fısıldadı Cem. — Asıl benim çok önce dur demem gerekirdi. Hep “aile”, “ağabeyim” diye sustum. Ama o, bizi hiç ciddiye almadı. Hele sana karşı yaptıkları…

Fatma hafifçe gülümsedi.

— Bundan sonra alır.

O akşam yemeği sessizce tamamladılar. Sofrayı birlikte topladılar, bulaşıkları yıkadılar, mutfağı düzene koydular. Evde uzun zamandır ilk kez huzurlu bir akşam yaşanıyordu. Fatma, en küçük seste irkilmiyor, birazdan yine iğneleyici bir laf gelecek diye beklemiyordu. Salonun içindeki sakinlik ona neredeyse yabancı gelmişti.

Ertesi gün Cem, iş yerinde olanları arkadaşlarına anlattı. Beklemediği biçimde herkes Fatma’nın yanında durdu.

— Eşin çok iyi yapmış! — diye güldü müdürü. — Böyle kendini herkesin üstünde gören insanlara bazen ancak böyle hadleri bildirilir.

Aradan bir ay geçti. Cem’in doğum gününden bir gün önce telefon çaldı. Ekranda Murat’ın adı görünüyordu.

Cem kısa bir tereddütten sonra açtı.

— Efendim?

— Cem?

— Evet, Murat.

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

— Dinle… Özür dilemek istiyorum. O günkü davranışlarım için. Haksızdım.

Cem şaşırdı.

— Ciddi misin?

— Evet. Zeynep eve dönene kadar yol boyunca başımın etini yedi. “Odun gibi davrandın,” dedi durdu. Sonra annem de öğrenmiş, o da bir güzel azarladı beni… — Murat’ın sesi biraz alçaldı. — Aslında sizi kırmak istemedim. Sadece… büyük olan benim diye alışmışım.

— Bu, Fatma’yı küçük düşürme hakkını sana vermez.

— Artık anlıyorum. Ona benim adıma özür dilediğimi söyle. Bir de… doğum gününe gelebilir miyiz? Söz veriyorum, doğru düzgün davranacağım.

Cem başını çevirip mutfakta yemekle uğraşan Fatma’ya baktı.

— Fatma, Murat özür diliyor. Doğum günüme gelmek istiyorlarmış.

Fatma arkasını döndü, ellerini mutfak bezine sildi.

— Adam gibi davranacağını garanti ediyorsa gelsinler. Ama tek bir kırıcı söz daha duyarsam, bu kez onları bir daha geri çağırmamak üzere evlerine yollarım.

Şükrüye'nin Penceresinden