Kadın çantasını göğsüne bastırmış, resmi bir ifadeyle başını hafifçe eğdi.
— İyi günler. Aile ve Sosyal Hizmetler’den geliyorum.
Anna bir an ne diyeceğini bilemedi; duyduğu şey kulağına inanılmaz gelmişti.
— Affedersiniz, nereden dediniz?
Kadın çantasından birkaç kâğıt çıkardı, gözlüğünü düzeltti.
— Bize, bu adreste fiil ehliyeti bulunmayan yaşlı bir kişinin uygunsuz şartlarda yaşadığına dair bir ihbar ulaştı. Evin durumunu yerinde görüp tutanak tutmam gerekiyor.
Anna’nın yüzündeki şaşkınlık yerini öfkeye yakın bir gerginliğe bıraktı.
— Ne yaşlısı? Bizim evimizde öyle biri yaşamıyor.
— Valentina Petrovna Sokolova, bin dokuz yüz altmış doğumlu. Başvuruda, kendisinin kayınvalideniz olduğu belirtilmiş.
Anna’nın ayaklarının altındaki zemin birden kaymış gibi oldu.
— O burada oturmuyor. Kendi evi var. Buradan beş metro durağı ileride.
Görevli kadın sesini değiştirmeden cevap verdi:
— Yine de ihbarı incelemekle yükümlüyüm. İçeri girebilir miyim?
Anna istemeye istemeye kenara çekildi. Kadın salona geçti, odalara göz gezdirdi, mutfağın kapısından içeri baktı, banyoyu sordu. Her şeyi dikkatle inceliyor, arada küçük notlar alıyordu. Evde olağan dışı hiçbir şey yoktu: temiz bir salon, düzenli bir mutfak, çalışma masasının üzerinde Anna’nın dosyaları, koltuğun kenarında Dmitri’nin unuttuğu hırka.
— Barınma koşulları uygun görünüyor, dedi kadın sonunda. Fakat Valentina Petrovna’yı da görmem gerekiyor.
Anna sabrını zorlayarak tekrarladı:
— Size söylüyorum, o burada yaşamıyor.
— O hâlde neden bu adres verilmiş?
Tam o sırada Dmitri eve geldi. Kapıdan içeri girer girmez yabancı kadını ve elindeki evrakları görünce yüzü gerildi.
— Ne oluyor burada?
Anna olanları kısa kısa anlattı. Dmitri’nin bakışları karardı.
— Annem mi sizi şikâyet etti?
Görevli kadın açık bir cevap vermekten kaçındı.
— İhbar sahibinin kimliğini paylaşamam. Ancak Valentina Petrovna burada ikamet etmiyorsa dosyayı kapatacağız. Rahatsızlık verdiğimiz için kusura bakmayın.
Kadın gittikten sonra Dmitri hiç vakit kaybetmeden telefonunu çıkardı.
— Anne? Bu neyin gösterisi? Sosyal hizmetler mi? Ciddi misin sen?… Haberim yok deme, lütfen… Yeter artık! Hayır, gelmiyorum. Sen de bir daha buraya gelme. Ancak Anna’dan özür dileyeceksen kapımızı çalarsın.
Telefonu kapattığında birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Sonra Anna’ya yaklaşıp onu kollarına aldı.
— Affet beni, dedi kısık sesle. Bu sınırı çok daha önce çizmeliydim.
Anna, bir zamanlar Dmitri’nin kendisine söylediği cümleyi acı bir tebessümle yineledi:
— O senin annen.
Dmitri başını salladı.
— Evet. Ama sen benim için daha önceliklisin. Benim yuvam sensin. Gerçek ailem sensin.
Aradan bir hafta geçmeden bu kez apartman yönetiminden yazı geldi. Valentina Petrovna, dairede izinsiz tadilat yapıldığına dair şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine yönetimden ve ilgili birimden denetçi çağrıldı; evin içinde hiçbir duvarın kırılmadığını, hiçbir odanın değiştirilmediğini, ortada tadilat denecek bir durum olmadığını belgelemek zorunda kaldılar.
Daha bunun yorgunluğu geçmeden vergi dairesinden telefon geldi. İsimsiz bir başvuruda, Anna’nın daireyi kiraya verdiği ve vergi ödemediği iddia ediliyordu. Yine evraklar, yine açıklamalar, yine kanıtlar… Her seferinde aynı ezici döngü.
Bir denetim ekibinin daha kapıdan ayrılmasının ardından Anna koltuğa çöktü.
— Durmayacak, dedi bitkin bir sesle. Bizi tamamen tüketene kadar zehirlemeye devam edecek.
Dmitri’nin cevabı beklenmedik ölçüde sertti:
— Ya da biz onu durdurana kadar.
Telefonunu eline aldı, rehberden bir numara buldu ve aradı.
— Alo, Marina teyze? Ben Dima… Evet, uzun zaman oldu… Size hassas bir şey soracağım. Hani bir zamanlar yazlık evin tapu işinden bahsetmiştiniz ya… Annemin, sizinle Sándor amcanın ortak parasıyla alınan yeri kendi üzerine geçirdiğini söylemiştiniz… Evet, tam ondan söz ediyorum… Peki hakkınızı geri almak istemez misiniz?… Anlıyorum… Evet, şimdi bizim de sinirlerimizi altüst ediyor… Davayı açarsanız ben tanıklık ederim. Annemin bunu anlattığını duyduğumu söylerim… Sağ olun Marina teyze. Lütfen haberleşelim.
Anna ona donakalmış hâlde baktı.
— Sen ne yaptın şimdi?
Dmitri telefonu masaya bıraktı.
— Çoktan yapmam gereken şeyi. Annem, teyzemle eniştemin yarı yarıya aldıkları yazlığı kendi üstüne geçirmişti. Onların güvenini kullanıp tapuyu kendi adına yaptırdı. Marina teyze yıllardır dava açmak istiyordu ama çekiniyordu. Artık çekinmeyecek.
Anna istemsizce fısıldadı:
— Ama o senin annen…
— Kendi evimizden bizi kovmaya çalışan kadın da o. Bundan sonra biraz da o mahkeme kapılarında uğraşsın.
Valentina Petrovna’nın araması uzun sürmedi. Telefonda bağırdı, tehdit etti, ağladı, sitem etti. Dmitri hepsini sonuna kadar dinledi. Sonunda yalnızca şunu söyledi:
— Anne, bu savaşı sen başlattın. Bizi rahat bırak, Marina teyze de davasını geri çeksin.
— Bu düpedüz şantaj!
— Hayır. Bu, yaptıklarının sonucu. Karar senin.
Üç gün sonra Valentina Petrovna kapıya geldi. Bu kez elinde anahtar yoktu; çünkü Dmitri kilidi değiştirmişti. Kadın solgun görünüyordu, birkaç günde yaşlanmış gibiydi.
— İçeri girebilir miyim?
Onu salona aldılar. Üçü de oturdu, fakat uzun süre kimse konuşmadı. Sessizlik ağır bir örtü gibi odanın üzerine çökmüştü.
Sonunda Valentina Petrovna dudaklarını güçlükle araladı.
— Şikâyetlerimi geri çekeceğim. Hepsini. Bundan sonra da hayatınıza karışmayacağım.
Dmitri gözlerini annesinden ayırmadı.
— Peki özür?
Valentina Petrovna yavaşça Anna’ya döndü. Bakışlarında pişmanlıktan çok yorgunluk ve derine gömülmüş kırgın bir öfke vardı.
— Özür dilerim, dedi dişlerinin arasından.
Bu içten bir af dileme değildi. Ama yenilgiyi kabul edişti.
Dmitri sakin bir sesle konuştu:
— Marina teyze davayı geri çekecek. Ama bir daha başlarsan…
Annesi sözünü kesti.
— Başlamayacağım. Yazlığı kaybetmek istemiyorum. Yaşlılığım için elimde kalan tek şey o.
Ayağa kalktı, kapıya doğru yürüdü. Eşikte durup arkasına baktı.
— Biliyor musun Dima, ben seni hep yumuşak başlı biri yaptığımı sanırdım. Demek yanılmışım. Büsbütün dedene çekmişsin. O da köşeye sıkıştırıldığında nasıl ısıracağını iyi bilirdi.
Kapı ardından usulca kapandı.
