Ardından Murat’ın tabletindeki aile sohbetini ekrana getirip bütün yazışmaları tek tek fotoğrafladı. Mesajların hiçbir ayrıntısı kaybolmasın diye sayfaları dikkatle aşağı kaydırdı; tarihleri, saatleri, isimleri görünür hâlde bıraktı. Onları da bastırdı.
Birkaç dakika sonra avukatını aradı.
— Derya Şahin Hanım? Merhaba, ben Emine. Boşanma süreci ve ortak birikimden izinsiz para çekilmesi hakkında acil görüşmem gerekiyor. Evet, banka dökümleri elimde. Bir saat içinde ofisinizde olurum.
Pazar günü Zehra, sözde “büyüklerin aklı”nı göstermek istercesine öğle yemeği için koca bir tencere etli yahni hazırladı. Etin ve baharatın kokusu eve yayılınca Kerem de fazla bekletmeden damladı.
Sofra salona kuruldu. Murat’ın keyfi yerindeydi; herkesin bardağına, Emine’nin bayram misafirleri için aldığı pahalı kırmızı üzüm şırasından doldurdu.
— Hadi, ailemize! — dedi bardağını havaya kaldırarak. — Yeter ki birbirimize sahip çıkalım.
Emine bardağa elini bile sürmedi. Sırtı dimdikti; koyu renk, sade bir boğazlı kazak giymişti. Tabağının yanında, lastikle tutturulmuş kalın bir karton dosya duruyordu.
— Zehra Hanım, — Emine’nin sesi salonun o yapay sıcaklığını bıçak gibi yararak beklenmedik bir berraklıkla duyuldu. — Geçenlerde banka uygulamama erişmek istemiştiniz. Düşündüm de haklısınız. Para konularında açıklık şart.
Murat memnun bir sırıtışla kardeşine göz kırptı. Zehra’nın yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı.
— Aferin sana! Ben demedim mi, sonunda aklıselim galip gelir diye? İşte böyle, insan ailesinden bir şey saklamaz. Ver bakalım telefonunu.
— Telefonumu vermeyeceğim, — dedi Emine. Elini dosyanın üzerine koydu, lastikleri yavaşça açtı. — Size daha iyisini hazırladım. Son üç yılın eksiksiz mali dökümü. Basılı hâlde. Bütün harcama kalemleriyle birlikte; tam sizin sevdiğiniz gibi.
Dosyadan zımbalanmış kalın bir kâğıt destesini çıkardı ve masanın ortasına, yahni tenceresinin hemen yanına bıraktı.
Kerem umursamaz bir tavırla kâğıtlara uzandı. İlk sayfayı çevirdiği anda boğazına kaçan şırayla öksürmeye başladı. Gözleri birden irileşti. En üstte renkli bir ekran görüntüsü vardı; gizli aile sohbetinden alınmıştı: “Murat: Anne, Emine’nin pin kodunu öğrenmeye çalışacağım…”
Murat kâğıtları kardeşinin elinden kaptı. Yüzünün rengi bir anda kötü dökülmüş beton gibi kül grisine döndü. Sayfaları titreyen parmaklarla çevirdi: birikim hesabı dökümleri, tek tek çekilen paralar, Emine’nin sarı kalemle özenle işaretlediği satırlar…
— Emine… Bu ne? — diye hırıltılı bir sesle sordu Murat, sandalyesini geriye iterken. — Sen benim tabletimi mi karıştırdın? Bu özel hayatı ihlal etmek!
— Senin özel alanın, Murat, benim paramı çalmaya başladığın yerde bitti, — dedi Emine buz gibi bir sakinlikle. — Elli üç bin altı yüz avronun karşılığı; bugünün hesabıyla yaklaşık bir milyon sekiz yüz elli bin lira. “Ev için birikim hesabı” dediğimiz yerden çektiğin miktar bu. O parayla çocuk gibi davranan kardeşini geçindirdin, annenin keyfi harcamalarını ödedin.
Zehra’nın yüzünde kırmızı lekeler belirdi. Bir eliyle göğsünü tuttu; sanki o anda fenalaşacakmış gibi abartılı bir hâle büründü.
— Sen ne cüretle böyle konuşursun! — diye tiz bir çığlık attı; az önceki bilge kadın tavrından eser kalmamıştı. — O para benim oğlumun da parası! Aile bütçesinde söz hakkı var! Kerem dardaydı, yardım etmek zorundaydık! Sen taş gibi, duygusuz bir kadınsın! Saksıdaki bitkilerini canlı insanlardan daha çok seviyorsun!
— Bağırmayın Zehra Hanım, burası düzgün bir apartman; komşular polisi arayabilir, — dedi Emine, sesini zerre kadar yükseltmeden. Onun bu sakinliği, karşısındakileri daha da çileden çıkarıyordu. — Oğlunuz bu paranın bir kuruşunu kazanmadı. Onu ben geçindiriyorum. Bu evin kirasını ben ödüyorum. Bindiği arabanın taksitleri benim hesabımdan çıkıyor. Siz ise arkamdan bana yük hayvanı diyorsunuz ve Kerem’in ev masrafını maaş kartımdan otomatik ödemeyle nasıl karşılayacağınızı konuşuyorsunuz.
— Emine, bir dinle… Gel, oturup sakince konuşalım, — Murat bu kez müşterilerini ikna ederken kullandığı yumuşak, yatıştırıcı ses tonuna geçti. Ellerini ona doğru uzattı. — Tamam, hata yaptım. Kabul. Kendi aileme yardım etmek istedim. Hepsini geri öderim. Düzgün bir iş bulacağım, yemin ederim. Biz aileyiz. Bunca yıl birlikte yaşadık.
— Senin ailen, Murat, şu anda sağında ve solunda oturuyor. Ben sizin için yalnızca para çekilen bir makineymişim, — dedi Emine ve sandalyeden kalktı. — Avukatım cuma günü boşanma dilekçesini mahkemeye sundu. Ayrıca izinsiz çekilen paraların iadesi için resmî başvuru da yapıldı. Yazışmalarınız dâhil bütün deliller dosyaya eklendi.
— O parayı bizden alamazsın! — diye atıldı Kerem, gözleri öfkeyle parlayarak. — Ortak hesaptı o!
— Avukatım aynı fikirde değil, Kerem. Üstelik en ilginç kısmı bu da değil, — dedi Emine.
Elini cebine götürdü, Audi’nin anahtarlarını çıkardı ve masanın kenarına bıraktı.
