“Benim kişisel banka hesabıma neden erişmeniz gerekiyor?” diye sordu Elif, Emre sessiz kalırken kayınvalidesi hoşgörülü bir gülümsemeyle karşılık verdi

Hikâyeler
Özel hayatın gaspı utanç verici ve kabul edilemez.

Ardından Emre’nin tabletinin ekranını eline aldı; aile sohbetindeki bütün yazışmaları, tek tek okunacak netlikte fotoğrafladı. Onları da bastı, sayfaları sıraya koydu, tarihlerin birbirini izlemesine dikkat ederek ayrı bir dosyaya yerleştirdi.

Sonra telefonunu açıp avukatını aradı.

— Zeynep Yılmaz Hanım? İyi günler, ben Elif. Boşanma süreci ve ortak birikim hesabından iznim dışında çekilen paralarla ilgili acil görüşmem gerekiyor. Evet, banka dökümlerinin hepsi elimde. Bir saat içinde ofisinizde olurum.

Pazar günü Fatma Hanım, güya “büyüklerin aklı başka olur” sözünü ispatlayacakmış gibi mutfağa girdi ve öğle yemeği için koca bir tencere etli yahni hazırladı. Etin, salçanın ve baharatın kokusu eve yayılınca Burak da hiç gecikmeden ortaya çıktı.

Yemek salon yerine oturma odasındaki büyük masaya kuruldu. Emre’nin keyfi yerindeydi; herkese, Elif’in yılbaşı için aldığı pahalı nar şerbetinden doldurdu. Sanki hiçbir şey olmamış, sanki o evde ihanetin, yalanın ve gizli hesapların gölgesi dolaşmıyormuş gibi davranıyordu.

— Haydi, ailemiz için, — dedi Emre, bardağını kaldırarak. — En önemlisi birbirimize sımsıkı tutunmak.

Elif bardağına dokunmadı bile. Sırtı dimdikti; üzerinde koyu renk, sade bir boğazlı kazak vardı. Tabağının yanında lastikle kapatılmış, kalın bir karton dosya duruyordu.

— Fatma Hanım, — dedi Elif birden. Sesi öyle berrak çıktı ki odadaki yapay sıcaklığı bıçak gibi kesti. — Geçenlerde benim banka uygulamama erişmek istemiştiniz. Düşündüm de, haklısınız. Para konusunda herkesin her şeyi açıkça görmesi gerekir.

Emre memnun bir ifadeyle sırıttı, kardeşine göz kırptı. Fatma Hanım’ın yüzüne de kendinden emin bir gülümseme yayıldı.

— Aferin kızım, sonunda aklın başına geldi, — dedi. — Ben demedim mi sağduyu galip gelir diye? Hadi ver bakalım telefonunu.

— Telefonumu vermeyeceğim, — Elif elini dosyanın üzerine koydu, lastikleri yavaşça açtı. — Size ondan çok daha faydalı bir şey hazırladım. Son üç yılın eksiksiz mali dökümü. Üstelik kâğıda basılmış halde. Sevdiğiniz gibi, kalem kalem bütün harcamalarla birlikte.

Dosyanın içinden zımbalanmış kalın bir deste çıkardı ve masanın tam ortasına, etli yahni tenceresinin yanına bıraktı.

Burak umursamaz bir tavırla kâğıtlara uzandı. İlk sayfayı çevirdiği anda içtiği şerbet boğazına kaçtı. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. En üstte, gizli aile sohbetlerinden alınmış renkli bir ekran görüntüsü duruyordu: “Emre: Anne, Elif’in şifresini bir şekilde almaya çalışacağım…”

Emre bir hamlede kâğıtları kardeşinin elinden kaptı. Yüzündeki kan bir anda çekildi; rengi kötü dökülmüş beton gibi soldu. Sayfaları panikle çevirmeye başladı. Birikim hesabının dökümleri, aktarılan her tutar, Elif tarafından sarı kalemle tek tek işaretlenmişti.

— Elif… bu ne? — diye kısık bir sesle sordu, sandalyede geriye doğru çekilirken. — Sen benim tabletimi mi karıştırdın? Bu özel hayata müdahale!

— Senin özel alanın, Emre, benim paramı çalmaya başladığın yerde bitti, — dedi Elif buz gibi bir sakinlikle. — Bir milyon sekiz yüz yetmiş altı bin lira. Sözde “ev birikimimiz” olan hesaptan, çocuksu kardeşini geçindirmek ve annenin keyfi isteklerini karşılamak için aktardığın para tam olarak bu.

Fatma Hanım’ın yüzü al al oldu. Bir eliyle göğsünü tuttu; sanki fenalaşacakmış gibi sandalyesinde doğruldu.

— Sen nasıl böyle konuşursun! — diye tiz bir sesle bağırdı, bütün o öğüt veren tavrını bir anda unutarak. — Oğlumun parası o! Aile bütçesini yönetmeye elbette hakkı var! Burak zor durumdaydı, yardım edecektik tabii! Sen taş gibi kalpsiz bir kadınsın! Saksıdaki çiçeklerini, canlı insanlardan daha çok seviyorsun!

— Sesinizi yükseltmeyin Fatma Hanım, burası düzgün bir apartman; komşular polisi arayabilir, — dedi Elif. Sesini bir an bile yükseltmedi ve bu sakinliği, karşısındakileri daha da çileden çıkarıyordu. — Oğlunuz bu paranın tek kuruşunu kazanmadı. Onu ben geçindiriyorum. Bu evin kirasını ben ödüyorum. Altında gezdiği arabanın taksitlerini ben yatırıyorum. Siz ise arkamdan bana yük beygiri deyip, maaş kartımdan otomatik ödeme bağlayarak Burak’a nasıl ev tutulacağını konuşuyorsunuz.

— Elif, lütfen, oturup sakince konuşalım, — dedi Emre, müşterilerini ikna ederken kullandığı yumuşak ve yatıştırıcı ses tonuna geçmeye çalışarak. Ellerini ona doğru uzattı. — Hata yaptım, evet. Ama niyetim aileme yardım etmekti. Hepsini geri ödeyeceğim. Düzgün bir iş bulacağım, söz veriyorum. Biz aileyiz. Bunca yılı birlikte geçirdik.

— Senin ailen şu anda sağında ve solunda oturuyor, Emre. Ben sizin için sadece para çeken bir makineden ibaretmişim, — dedi Elif ve sandalyeden kalktı. — Avukatım cuma günü boşanma dilekçesini mahkemeye sundu. Ayrıca iznim olmadan çekilen paraların iadesi için resmî başvuru da yapıldı. Yazışmalarınız dâhil bütün kanıtlar dosyaya eklendi.

— O parayı bizden alamazsın! — diye atıldı Burak, gözlerinden öfke fışkırarak. — Ortak hesaptı o!

— Avukatım aynı fikirde değil Burak. Üstelik asıl mesele bu bile değil, — dedi Elif. Cebinden Audi’nin anahtarlarını çıkardı ve masanın kenarına bıraktı.

Şükrüye'nin Penceresinden