“Çünkü annem de aileden” dedi Mert, antrede buz kesti

Hikâyeler
Bu acımasız kibir içimde sarsıcı bir boşluk yarattı.

Kapıdan çıktılar.

Arkalarından kapı sertçe kapandı.

Zeynep Hanım, en fazla yarım saat sonra torunlarının geri dönmek isteyeceğinden emindi. Bu pazar yemeğinin, hiç hesap etmediği değişimlerin ilk adımı olacağını aklının ucundan bile geçirmiyordu. Birkaç saat sonra, büyük bir özen ve gururla hazırladığı o sofra olduğu gibi kalacak, kimse tek lokma yemeyecekti.

Zeynep Hanım bir süre daha kapının yanında bekledi. Her an zil çalacakmış gibi kulağı kapıdaydı.

— Birazdan dönerler, dedi oğluna. Çocuklar fazla dayanamaz. Başka nerede böyle börek bulacaklar?

Emre karşılık vermedi. Pencereye yaklaşmış, Elif’in arabasının avludan ağır ağır çıkışını izliyordu. Mert arka koltukta oturuyor, kız kardeşini sıkıca kendine bastırıyordu. Hiçbiri dönüp bakmadı.

Zeynep Hanım dudaklarını sıktı.

— Gördün mü? El bile sallamadılar. O kadın onları tamamen bana karşı doldurmuş.

Emre alçak bir sesle konuştu:

— Anne… Elif onların yanında senin hakkında tek kötü söz söylemedi.

— Tabii söylemez! Kurnaz ya.

Emre uzun zamandır ilk kez annesine gerçekten dikkatle baktı.

— Ya mesele Elif değilse?

Zeynep Hanım küçümser gibi burnundan soludu.

— Sakın başlama.

O sırada Elif evde çocukların üstlerini değiştirmesine yardım ediyordu. Yüzüne bir gülümseme yerleştirmeye çalışıyordu ama içi sızlıyordu. Küçük Zeynep yanına sokulup beline sarıldı.

— Anneciğim, ağlıyor musun?

Elif hemen gözlerinin kenarını sildi.

— Hayır canım. Biraz yoruldum sadece.

Mert sessizce mutfağa gitti ve babaanneleri için hazırladıkları hediye paketini masanın üzerine bıraktı. Birlikte güzel, yumuşacık bir battaniye seçmişlerdi. Mert, sevdiği çikolatayı da alabilmek için harçlıklarını haftalarca biriktirmişti. Şimdi o hediye paketi açılmadan öylece duruyordu.

— Anne…

— Efendim oğlum?

— Doğru mu yaptık?

Elif çocukların hizasına çömeldi.

— Bu sizin kararınızdı.

Mert’in sesi titredi.

— Senin için çok üzüldük.

Elif iki çocuğunu da kollarının arasına aldı.

— Bana sahip çıktığınız için teşekkür ederim. Ama bir şeyi sakın unutmayın. Kabalığa kabalıkla cevap verilmez. Bir de insanları sevdikleri kişiler arasında seçim yapmaya zorlamak doğru değildir.

Çocuklar hiçbir şey söylemeden başlarını salladılar.

Aynı saatlerde Zeynep Hanım’ın evinde bayram yeri gibi kurulmuş masa el değmeden duruyordu. Fırında pişirdiği tavuk soğumuştu. Böreklerin kenarları kurumaya başlamıştı. Mumlar neredeyse sonuna kadar erimişti. Zeynep Hanım beş dakikada bir pencereye gidip dışarı bakıyordu.

— Neredeyse iki saat oldu…

Emre saatine baktı.

— Gelmeyecekler.

— Gelecekler!

Emre derin bir nefes aldı.

— Anne… Elif’e onu davet etmediğini sen söyledin.

— E söyledimse ne olmuş?

— Çocukların kulağına bu, annelerini evden kovmuşsun gibi geldi.

— Onlar daha küçük. Ne anlayacaklar?

Emre başını yavaşça iki yana salladı.

— Korkarım sandığından daha çok şey anladılar.

Akşamüstü telefon çaldı. Zeynep Hanım yerinden fırlayıp ahizeyi aldı.

— Alo?

Arayan komşusuydu.

— Nasıl geçti, güzel kutladınız mı?

Zeynep Hanım yüzüne zoraki bir gülümseme kondurdu, sanki kadın onu görebilecekmiş gibi.

— Çok güzel geçti.

— Ama eviniz pek sessiz gibi geldi.

O anda Zeynep Hanım’ın içini rahatsız edici bir utanç kapladı. Kusursuz hazırlanmış masaya baktı. O masanın etrafında oturan tek bir kişi bile yoktu.

Ertesi gün Emre, Elif’in kapısını çaldı. Kapıyı Elif açtı.

— İçeri girebilir miyim?

Elif tek kelime etmeden kenara çekildi.

Çocuklar odadaydı.

— Merhaba baba.

— Merhaba.

Emre oğluna sarılmak için bir adım attı. Fakat Mert beklenmedik bir soruyla onu durdurdu.

— Baba…

— Evet oğlum?

— Neden babaanneme hiçbir şey söylemedin?

Bu soru, en ağır suçlamadan bile daha fazla canını yaktı. Emre cevap veremedi.

Mert gözlerini kaçırmadan devam etti:

— Annemin üzüldüğünü gördün.

Küçük Zeynep de yanlarına yaklaştı.

— Babacığım… biri beni incitse, sen beni korursun değil mi?

Emre’nin içi sıkıştı.

— Elbette korurum.

— O zaman annemi neden korumadın?

Odada derin bir sessizlik kaldı. Emre’nin verecek hiçbir cevabı yoktu.

Şükrüye'nin Penceresinden