“Defol git buradan!” diye bağırdı kayınvalidem, kendi evime anahtarla girip odaları denetlerken

Hikâyeler
İğrenç kontrolcülüğü içimi paramparça etti.

Dolabın kapağını açıp içinden evrakların bulunduğu dosyayı çıkardı. Parmakları şaşırtıcı derecede sakindi; ne titriyor ne de acele ediyordu.

— Defol git buradan! — diye çığlık attı Ayşe. — Burası oğlumun evi, benim de sonuna kadar hakkım var…

— Yok. — Zeynep sözleşmeyi konsolun üzerine bıraktı. — Belgeler burada. Bu evi evlenmeden önce, kendi paramla ben aldım.

Sesi alçaktı ama kurduğu her cümle odadaki sessizliği keskin bir bıçak gibi yarıyordu.

— Bu yüzden şimdi gidecek olan sizsiniz. Hem de hemen.

Ayşe, titreyen elleriyle kâğıtları kaptı, satırların üzerinden hızla geçti. Yüzü bir anda kül rengine döndü.

— Mehmet! — diye bağırdı. — Mehmet, hemen buraya gel!

— Mehmet işte. Eve dönünce de onunla her şeyi konuşacağız.

— Sen… sen bu aileyi yıkıyorsun! Oğlumu annesine karşı dolduruyorsun!

— Ben ailemi koruyorum. Üç yıldır evimizi kendi malıymış gibi gören birinden koruyorum.

Ayşe, maviye boyanmış duvarların arasında bir ileri bir geri yürümeye başladı. Sanki kendi “iyiliğinin” dikilmiş anıtları arasında dönüp duruyordu.

— Mehmet beni asla bırakmaz! Ben onun annesiyim!

— Ben de karısıyım. Çocuğunun annesiyim. — Zeynep pencerenin yanına geçti. — Kimi seçeceğini birlikte göreceğiz.

— Sen kendini ne sanıyorsun?

— Hiçbir şey. Sadece şunu nihayet anladım: İnsan susunca, bunu razı olmak sanıyorlar.

Zeynep dönüp ona baktı.

— Üç yıl boyunca “dayanırım, zamanla alışır” diye düşündüm. Ama siz alışmıyorsunuz, ele geçiriyorsunuz.

— Ben yalnızca iyiliğinizi istedim!

— Hayır. Siz söz geçirmek istediniz. Ben sustukça da bunu başardınız.

Mehmet yaklaşık bir saat sonra eve geldi. Annesi mutfakta, gözleri kızarmış halde oturuyordu. Zeynep ise salonda, belgeleri elinde tutmuş bekliyordu.

— Burada neler oluyor? — diye sordu, şaşkın bakışlarını önce annesine, sonra karısına çevirerek.

— Karın aklını kaçırmış! — Ayşe yerinden fırladı. — Beni evden kovmaya kalkıyor! Tehdit ediyor!

— Zeynep?

— Bu evde söz hakkının kimde olduğunu anlattım — dedi Zeynep sakince. — Ve sınırları çizdim.

— Ne sınırı?

— En basit olanları. Davet edilmeden gelinmeyecek. Başkasının evinde emir verilmeyecek. Anne babasının izni olmadan çocuğun odası değiştirilmeyecek.

Mehmet sustu. Bakışları annesiyle karısı arasında gidip geldi.

— Mehmet, bir şey söylesene! — Ayşe onun koluna yapışır gibi yaklaştı. — Ben senin annenim! Benim hakkım var…

— Neye? — Zeynep sözleşmeyi Mehmet’e uzattı. — Benim evimde neye hakkınız var?

Şükrüye'nin Penceresinden