Elif bundan sonra tek kelime etmedi. Murat’ın içi öfkeyle doluydu ama karşısında tartışabileceği birini bulamıyordu. Çünkü karısı konuşmanın içine girmiyor, onun kurmaya çalıştığı her cümleyi sessizliğiyle boşa düşürüyordu.
Ne var ki Elif susarken boş durmuyordu. Bir avukattan randevu aldı, durumunu ayrıntısıyla anlattı. Ardından gerekli ne kadar evrak varsa toplamaya başladı: banka hesap dökümleri, tapu kayıtları, satış sözleşmesi, ödeme makbuzları, dekontlar… Yıllardır bir kenarda sakladığı her belge şimdi anlam kazanmıştı.
Avukat, dosyayı baştan sona dikkatle inceledi.
— Durum can sıkıcı, fakat çözümsüz değil, dedi. Bu daire evlilik devam ederken alınmış, doğru mu?
— Evet.
— O hâlde edinilmiş mal sayılır. Eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan böyle bir taşınmazı başkasının üzerine devredemez. Eğer eşiniz imzanızı taklit ettiyse, bu işlem zaten iptal sebebidir.
Elif’in bakışları sertleşti.
— Peki hesaptaki para?
— O da aynı kapsamda değerlendirilir. Hesap ortak olsun ya da olmasın, evlilik içinde biriken para ailenin ihtiyaçları için harcanmalıdır. Kız kardeşine verdiyse, bu ortak birikimin aile dışı bir amaçla kullanılması anlamına gelir. Payınıza düşen kısmın tazminini isteyebiliriz.
Elif ağır ağır başını salladı. Kafasında belirsiz duran yol, artık şekillenmeye başlamıştı.
— Benim ne yapmam gerekiyor?
— Karşı dava açacağız. Bağış işleminin geçersiz sayılmasını, mal paylaşımını ve uğradığınız zararın karşılanmasını talep edeceğiz. Ayrıca imza incelemesi için bilirkişi raporu isteyeceğiz. Biraz zaman alır ama şansımız yüksek.
— Ne kadar sürer?
— Yaklaşık üç dört ay. Mahkemenin yoğunluğuna göre altı ayı da bulabilir.
Elif kısa bir sessizlikten sonra kararını verdi.
— Tamam. Başlayalım.
Avukat gerekli dilekçeleri hazırladı. Elif belgeleri imzaladı, masrafları ödedi. Parayı, Emre’nin eğitimi ve evin tadilatı için yıllardır azar azar biriktirdiği kendi hesabından çekti. İçini acıtmadı değil; fakat bunu artık bir harcama gibi görmüyordu. Bu, kendi geleceğine ve oğlunun güvenliğine yapılmış bir yatırımdı.
İlk duruşma aralık ayının başına verildi. Ön inceleme niteliğindeki bu celsede hâkim dosyayı gözden geçirdi, tarafların beyanlarını dinledi.
Murat mahkemeye yalnız gelmişti. Yanında avukat yoktu. Her şeyin çabucak hallolacağına o kadar emindi ki savunma hazırlığı yapma gereği bile duymamıştı. Ona göre boşanma gerçekleşecek, daire annesinin üzerinde kalacak, para Zeynep’te duracak, Elif de elleri boş biçimde bu evlilikten çıkıp gidecekti.
Fakat duruşma salonuna girildiği andan itibaren işlerin hiç de Murat’ın düşündüğü gibi yürümeyeceği belli oldu.
Hâkim dosyadan başını kaldırıp ona baktı.
— Yılmaz Bey, dairenin annenize ait olduğunu söylüyorsunuz, öyle mi?
— Evet. Bağış sözleşmesini ben düzenlettim.
— Taşınmazın devri için eşinizin rızası alındı mı?
— Alındı.
Hâkim önündeki belgeleri çevirdi.
— Dosyada noter onaylı bir muvafakatname görünüyor. Ancak Elif Hanım bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ediyor. Bu nedenle imza incelemesi yapılmasına karar verilecek.
Murat’ın yüzünün rengi bir anda soldu.
— Ama imza orada işte. Belge var.
— Belge var, fakat imzaya itiraz edilmiş. Gerçek olup olmadığını bilirkişi raporu gösterecek.
Bu sırada Elif’in avukatı ayağa kalktı.
— Sayın hâkim, ayrıca şu hususun da dikkate alınmasını talep ediyoruz. Söz konusu daire, tarafların evliliği devam ederken satın alınmıştır. Kanuna göre edinilmiş mal niteliğindedir. Muvafakatnamenin gerçek olduğu varsayılsa bile, ortak malın üçüncü bir kişiye bedelsiz devri, diğer eşin haklarını zedeliyorsa iptale konu edilebilir. Çünkü bu işlemle Elif Hanım’ın malvarlığı hakkı ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Hâkim not aldı, ardından başını hafifçe salladı.
— Beyanınız kayda geçirildi. Yılmaz Bey, ortak hesaptan çekilen paraların nereye harcandığını da açıklamanız gerekiyor.
Murat sandalyesinde huzursuzca kıpırdandı.
— Parayı ben çektim.
— Hangi amaçla?
— Kız kardeşime verdim. İşini büyütmesi gerekiyordu.
— Yani aile birikimini, eşinizin onayı olmadan üçüncü bir kişinin menfaati için kullandınız?
Murat hemen itiraz etti.
— O para benim de paramdı!
Hâkim sakinliğini bozmadan karşılık verdi.
— Eşinizin de parasıydı. Tutar ne kadardı?
Elif’in avukatı dosyadaki miktarı söyledi. Murat yüzünü buruşturdu ama inkâr edemedi.
Avukat sözlerine devam etti:
— Müvekkilim, rızası dışında çekilen bu paranın yarısının kendisine ödenmesini talep etmektedir. Çünkü söz konusu meblağ aile ihtiyaçları için değil, taraflar dışındaki bir kişinin işi için kullanılmıştır.
Hâkim, Murat’ın kız kardeşi Zeynep’in açıklama yapmak üzere mahkemeye çağrılmasına karar verdi. Ayrıca imza incelemesi için dosyanın bilirkişiye gönderilmesine hükmetti ve esas duruşmayı ocak ayına erteledi.
Murat adliyeden çıktığında yüzü kararmıştı. Hemen annesini aradı.
— Anne, işler karıştı. Bağışın iptalini istiyorlar.
Fatma’nın sesi telefonda endişeyle titredi.
— Nasıl yani? Murat, sen bana her şey yolunda demiştin!
— Yolunda zaten. Ama Elif imza incelemesi istiyor. Muvafakatnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını söylüyor.
— Peki şimdi ne olacak?
— Bilmiyorum. Üstelik parayı da geri ödemem gerekiyormuş. Aile birikimini onun izni olmadan harcamışım, öyle diyorlar.
Fatma bir süre sessiz kaldı.
— Murat, sen gerçekten her şeyi usulüne uygun yaptığından emin misin? Belki noterde bir yanlışlık olmuştur?
— Artık bunu konuşmanın faydası yok, diye homurdandı Murat. Bir yol bulmamız lazım.
Fatma, Zeynep’le konuşmasını önerdi. Belki kız kardeşi paranın bir kısmını geri verir, böylece sorun büyümeden kapanırdı.
Murat hiç vakit kaybetmeden Zeynep’i aradı. Mahkemedeki gelişmeleri anlattı, en azından paranın yarısını geri vermesini istedi.
— Ne oluyor sana Murat? diye şaşkınlıkla çıkıştı Zeynep. Ben o parayı çoktan harcadım. Dükkân tuttum, ekipman aldım, usta çalıştırdım. Hangi parayı geri vereyim?
— Zeynep, Elif’e tazminat ödemek zorunda kalacağım. Sen vermezsen, o parayı benim bulmam gerekecek.
— Bu senin meselen, dedi Zeynep soğukkanlı bir tavırla. Parayı bana sen verdin. İşimi büyütmem için. Şimdi dönüp şikâyet mi ediyorsun?
— Zeynep, ben senin ağabeyinim!
— Eee? Ben senden zorla para almadım. Kendin teklif ettin. Birikimin olduğunu, bana destek olmak istediğini söyledin. Şimdi paranın ortak olduğu, karının bundan haberi olmadığı ortaya çıkıyor. Bunun sorumluluğu bana değil, sana ait.
Zeynep telefonu kapattı. Murat, bütün yükün ortasında tek başına kalmıştı.
İmza incelemesi yaklaşık bir ay sürdü. Sonuç aslında tahmin edildiği gibiydi: belgedeki imza Elif’e ait değildi. Bilirkişi raporunda, imzanın başka biri tarafından atıldığı, büyük ihtimalle Murat’ın Elif’in el yazısını taklit etmeye çalıştığı belirtiliyordu.
Ocak ayındaki esas duruşmada hâkim raporu dosyaya geçirdi ve sonucu yüksek sesle açıkladı.
— Bilirkişi incelemesine göre muvafakatnamedeki imza Elif Yılmaz’a ait değildir. Bu nedenle bağış işlemi geçersizdir. Eşin rızası sahte belgeyle gösterildiğinden, sözleşmenin hükümsüz sayılmasına karar verilmiştir. Daire yeniden tarafların ortak malvarlığı kapsamında değerlendirilecektir.
Murat bembeyaz kesilmiş hâlde oturuyordu. Ellerini dizlerinin üzerinde yumruk yapmıştı.
Hâkim devam etti:
— Ayrıca Murat Yılmaz, ortak hesaptan eşinin izni olmadan çekilen ve aile ihtiyaçları dışında kullanılan meblağın yarısını Elif Yılmaz’a ödemekle yükümlüdür. Ödeme süresi üç aydır.
Murat kendini tutamadı.
— Ama benim o kadar param yok!
Hâkimin sesi kuru ve kesindi.
— Bu sizin sorununuz. Elif Hanım, ödeme yapılmaması hâlinde icra yoluyla tahsil talebinde bulunabilir.
Bunun ardından hâkim, boşanma ve mal paylaşımı konusunu ele almaya geçti.
